Terazi Burcu Taşları ve Uğurlu Taşlar

Bir arabulucunun çantasını düşünün; buradaki taşların çoğu içine rahatça sığar. Kristal geleneğinde turkuaz, pembe kuvars, yeşim ve akuamarin hakkaniyet, barışma ve huzurlu bir evle ilişkilendirilir; bunlar, dengenin hava burcu Terazi'nin en çok korumaya çalıştığı şeylerdir. Lapis lazuli, akik ve mercan ise kolayca unutulan parçayı ekler: kendinize karşı da adil olmak. Bu da ne düşündüğünüzü söylemek, kaçtığınız konuşmayla yüzleşmek ve biri üstünüze geldiğinde dimdik durmak demektir.

Arabulucu rolüne girdiğinizde akuamarin, turkuaz ve yeşim size yakışır: akuamarinin kabaran bir öfkeyi dindirdiğine inanılır, turkuazın aynı evi ya da ofisi paylaşanlar arasındaki sürtüşmeyi yumuşattığı söylenir, yeşim de aile içi uyumla bağdaştırılır. Pembe kuvars bir adım daha ileri gider; günümüz kristal rehberleri onu, olanı yok saymadan affedebilmekle ilişkilendirir. İnsanların duymak istediğini değil, gerçekten düşündüğünüzü söylemeniz gerektiğinde lapis lazuli takın. Dengeniz bir kez kaydığında gidip gelen ruh hallerini mercanın yatıştırdığına inanılır; eskiden beri cesaret taşı diye bilinen akik de ertelediğiniz o konuşmaya yanınızda götürülmeye değer. Terazi'nin klasik doğum taşı opal, her şeyin birden fazla yanını gören bir burca yakışır: iyi bir opal döndürüldükçe birçok farklı renk gösterir; gelenek onu umutla ilişkilendirir, modern taş anlatıları ise buna denge ile güzelliği yakalayan iyi bir gözü ekler.

Akik

Eski hassas terazilerin kolu, neredeyse hiç aşınmayan küçük akik uçların üzerinde sallanırdı; taş sallanışı doğru tuttuğu için simgesi terazi olan burca bu da yakışır. Gelenekte sakin, aklı başında bir yol arkadaşı olarak anılır. Birbirine denk iki cilalı dilim şık birer kitap tutucu olur ve rafın iki yanını eşit taşır; ara sıra ılık suyla durulayıp iyice kurulayın.

Akik, doğada en çok renk çeşidiyle karşımıza çıkan süs taşlarından biridir. Kırmızı, gri, beyaz, mavi, kahverengi ve yeşil tonlarında bulunur; bu renkler çoğu zaman iç içe geçmiş bantlar halinde dizilir ve her parçaya kendine özgü bir desen kazandırır. Katmanları kimi örneklerde yarı saydam, kimilerinde tamamen mattır. Adı geleneksel olarak Sicilya'daki Achates ırmağına bağlanır; Plinius, taşın ilk kez bu ırmağın yakınlarında bulunduğunu yazar.

Akik, çok eski çağlardan beri yalnızca takı taşı olarak değil, süs eşyası ve muska olarak da kullanılmıştır. Yüzük, kolye, mühür ve küçük heykelcikler yapılmış; sert ve dayanıklı olduğu için eski parçaların çoğu günümüze iyi durumda ulaşmıştır. Kadim kültürlerde uğursuzluğu uzak tuttuğuna inanılan koruyucu bir taş sayılmıştır.

Taş geleneğinde akik, sakinleştirici tarafı güçlü taşlardan kabul edilir ve iç dengeyi toparlamak isteyenlerin sıkça başvurduğu bir taştır. Renk ve desenine göre ayrılan türlerinin eskiden farklı amaçlar için kullanıldığı aktarılır. Plinius adlandırılmış çok sayıda türünü sayar; Albertus Magnus'a atfedilen on altıncı yüzyıl tarihli bir sırlar kitabı ise siyah üzerine beyaz damarlı ya da bütünüyle beyaz akikleri öne çıkarır.

Akik taşının özellikleri

• Geleneksel olarak taşıyanı tehlikeden koruduğuna ve zor koşullarda yolunu bulmasına yardım ettiğine inanılır.

• Eski Avrupa geleneğinde akik, hoş rüyalar ve huzurlu bir geceyle ilişkilendirilir.

• Modern kristal geleneğinde olaylara serinkanlı bakmayı ve gerçeği olduğu gibi görmeyi kolaylaştırdığı söylenir.

• Rönesans dönemi taş yazarı Camillo Leonardi, akiklerin sahiplerine zafer ve güç verdiğini söyler.

• Yorucu bir günün sonunda sıcaklık ve rahatlık hissi verdiğine, biriken gerginliğin gevşemesine yardım ettiğine inanılır.

• Günümüz kristal rehberlerine göre fazla enerjiyi dışarı attığı söylenir; bu yüzden yoğun dönemlerde ona başvuranlar olur.

• Halk inancında insanlarla ilişki kurmayı ve yeni bir çevreye alışmayı kolaylaştırdığı söylenir.

• Cesaret veren bir taş sayılır; korkuların üzerine gitmekte destek olduğu düşünülür.

• Kristal rehberlerine göre düşünce berraklığını ve bir sorunu adım adım mantıkla çözme becerisini güçlendirir.

• On birinci yüzyılda Rennes Piskoposu Marbode, akiklerin sahibini sevimli ve ikna edici kıldığını yazmıştır.

• Plinius, Pers büyücülerinin fırtınaların önünü almak için akik yaktığını aktarır.

• Yüzyıllardır nazara karşı takılmıştır; ilk göze çarpan taş olduğu için olumsuz etkiyi üzerine aldığı anlatılır.

• Sıcak ve canlı enerjisi sayesinde kötü günlerde olayların iyi tarafını görmeyi kolaylaştırdığı düşünülür.

• Eski Mısırlıların kıyıdan topladıkları bantlı akikleri tılsım olarak kullandığı aktarılır.

• Çağdaş kristal anlayışında neşe ve iç huzur veren taşlar arasında sayılır.

Akik, yeryüzüne ait bereketi ve ayakları yere basan bir gücü simgeler. On altıncı yüzyıl bilgini Girolamo Cardano, akiklerin sahiplerini ölçülü ve temkinli kıldığını, bu yüzden servet edinmek için yararlı olduğunu savunmuştur. Günlük hayatta istikrar, sükûnet ve güven duygusu arayanlar bu taşa daha çok yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 6.5 - 7

Kimyasal Yapısı: SiO₂

Özgül Ağırlığı: 2.60 - 2.64

Çakralar: Kök, Sakral, Kalp

Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Boyanmamış akik ışığa dayanıklıdır; boyalı akik güçlü güneşte solabilir, aseton ya da alkol gibi çözücülerle rengini kaybedebilir.

Akuamarin

Terazi ikili düşünür; ortaçağdan kalma bir doğa kitabına göre akuamarinin ait olduğu beril ailesi, evli insanların sevgisini, yani hiçbir tarafın sürekli kazanmadığı uzun ve dengeli sevgiyi tazeler. Adı deniz suyu demektir ve su her zaman kendi seviyesini bulur. Bir düğün, yıldönümü ya da çiftin ilk evi yaklaşıyorsa küçük bir parçayı hediye seçin; kaloriferden ve öteki güçlü ısı kaynaklarından uzak bir raf önerin.

Akuamarin, beril ailesinden gelen saydam bir değerli taştır ve adı doğrudan deniz suyunu anlatır. Rengi koyu deniz mavisinden yeşilimsi yansımalar taşıyan açık maviye kadar uzanır; bu rengi kristal içindeki eser miktarda demir verir. Kimi parçalar tamamen berrak, kimileri hafif sütlüdür. Zümrütle aynı mineralin iki farklı çeşidi olmalarına rağmen aralarındaki fark renktedir.

Büyük ve temiz kristaller halinde çıkarıldığı için kesime çok elverişlidir; başlıca yatakları Rusya, Brezilya, Hindistan, Nijerya ve Pakistan'dadır. Yüzyıllardır kuyumculukta kullanılır, işlenmiş taşları yüzük, kolye ucu ve küpelerde yer alır. Ham örnekleri ise evlerde ve çalışma odalarında süs olarak sergilenir. Değerli ve pahalı taşlar arasında yer aldığından piyasada taklitleri çoktur; alırken berraklık, saydamlık ve rengin doygunluğuna bakmak gerekir, çünkü değeri belirleyen ölçütler bunlardır.

Taş geleneğinde akuamarin, sakinlik ve zihin açıklığı taşı sayılır. Serin ve suya ait enerjisinin gerginliği yumuşattığına, düşünceleri toparladığına ve insanın hissettiklerini anlatmasını kolaylaştırdığına inanılır. Genellikle boğaz hizasında bir kolyeyle ya da yüzük olarak bedene yakın taşınır; sinirin yükseldiği anlarda avuç içinde tutulduğu aktarılır.

Akuamarin taşının özellikleri

• Denizcilerin, güvenli bir yolculuk ve sakin bir deniz için akuamarini tılsım olarak yanında taşıdığı aktarılır.

• Üçüncü ya da dördüncü yüzyıldan kalma bir Yunan taş kitabı, deniz yeşili bir berili denizciler için yedi tılsımdan biri olarak sayar.

• Eski masallar, akuamarinin deniz kızlarının hazine sandıklarından çıktığını anlatır.

• 1220 dolaylarında Arnoldus Saxo, akuamarinin de ait olduğu beril ailesinin savaşta ve davalarda sahibine düşmanlara karşı yardım ettiğini yazar.

• Özgüveni, cesareti ve duyguları dile getirme atılganlığını güçlendirdiği düşünülür.

• Mavisinin yatıştırıcı etkisi nedeniyle gerginlik ve stres için en uygun taşlardan sayılır.

• Beden ile zihin arasındaki bağı kuvvetlendirdiğine ve sezgiyi keskinleştirdiğine inanılır.

• Gelenek, utangaçlığı, isteksizliği ve üst üste yığılan olumsuz duyguları dağıttığını söyler.

• Yapılan işin anlamlı olduğu duygusunu verdiği ve içten bir doyum sağladığı aktarılır.

• Halk inancında berrak düşünmeye ve mantıklı akıl yürütmeye yardımcı olduğu kabul edilir.

• Şans ve bolluk taşı sayılır.

• Kristal geleneğinde, başarılı işlerinde bile yalnızca eksikleri gören mükemmeliyetçilere kendi değerini ve resmin bütününü görmede destek olduğu söylenir.

• Taş geleneğinde hafızanın ve sakin, ölçülü düşünmenin dostu kabul edilir.

• Ortaçağ'dan kalma bir Alman doğa kitabına göre beril, evli çiftlerin sevgisini yeniden uyandırır.

• Kendine güveni yükselttiği, uyuşukluğu ve isteksizliği kırdığı düşünülür.

• Çabuk sinirlenen, kolay tetiklenen kişilere beden ve zihin dinginliği getirdiğine inanılır.

Akuamarin sükûneti, dürüstlüğü ve iç dengeyi simgeler. Duygularını yatıştırmak, ihtiyaçlarını rahatça dile getirmek ve gergin durumlarda soğukkanlılığını korumak isteyenler bu taşa yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 7.5 - 8

Kimyasal Yapısı: Be₃Al₂Si₆O₁₈

Özgül Ağırlığı: 2.68 - 2.74

Çakralar: Boğaz, Kalp

Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Rengi ışığa karşı kararlıdır; ancak ısı önerilmez, bu yüzden radyatörden ve diğer güçlü ısı kaynaklarından uzak tutun.

Lapis Lazuli

Adalet Tanrıçası elinde terazi tutar; ondan çok önce antik Mısır'da baş yargıcın lapis lazuliden yapılmış bir Hakikat tasviri taktığı anlatılır. Hüküm vermek zorunda kaldığınız günlerde, yani bir işe alım görüşmesinde, akşam yemeğindeki aile oylamasında ya da hakem isteyen bir maçta, yüzük veya kolye olarak takın. Gözenekli olduğu için kuru tutun, yumuşak bir bezle hafifçe silin.

Lapis lazuli, dünyanın en eski süs taşlarından biridir. Binlerce yıldır takı, mühür ve küçük dekoratif eşya yapımında kullanılmış; özellikle Eski Mısır'da çok değerli sayılmış ve firavun takılarını süslemiştir. Yalnızca mavi tonlarında bulunur: açık mavimsi bir tondan derin, doygun lacivert bir renge kadar uzanır. Kesin olarak söylemek gerekirse tek bir mineral değil, birkaç mineralin birleşmesiyle oluşmuş bir kayaçtır ve karakteristik rengini de bu minerallere borçludur.

Yüzeyinde genellikle altın renginde, metalik parlaklıkta ince tanecikler görülür. Bunlar altın değil, kayacın içine yerleşmiş ayrı bir mineral olan pirittir. Belirgin pirit parıltısı olan parçalar daha değerli sayılır, buna karşılık beyaz kalsit damarları taşın değerini düşürür. Piritin varlığı, piyasadaki çok sayıda taklitten doğal lapisi ayırt etmeye de yardım eder. Taş gözenekli olabildiği ve bazen mumlanıp boyandığı için uzun süre ıslatılmamalıdır; en güvenli temizlik yumuşak bir bez ve ılık sabunlu sudur.

Taş geleneğinde lapis lazuliye serin ve yatıştırıcı, konuşmayla, öğrenmeyle ve berrak düşünmeyle ilişkilendirilen bir enerji atfedilir. Genellikle tene yakın bir takı olarak taşınır.

Lapis lazuli taşının özellikleri

• Düşünceleri açık ifade etme becerisini güçlendirdiğine ve anlaşmayı kolaylaştırdığına inanılır.

• Aelianus, eski Mısır'ın başyargıcının lapis lazuliden kesilmiş bir Hakikat (Maat) figürü taşıdığını kaydeder.

• Mısırlı ustalar lapis lazuliyi, sahibini yaşamda ve ölümden sonra korumak için skarabe, kalp ve Horus gözü biçimlerine oyardı.

• Babil'de bir ilahi, ay tanrısı Sin'i lapis lazuli gibi parlak diye över; Ur'un kraliyet mezarları bu taşla doluydu.

• Mançu imparatoru, Cennet Tapınağı ayinlerinde lapis lazuli süsler takardı.

• Günümüz kristal geleneğinde dağınık düşünceleri toparladığı ve onlara yön verdiği söylenir.

• Ortaçağ astroloji listelerinde lapis lazuli Venüs'e verilir.

• Uzun süredir ertelenen işlerin üzerine gitmeye yardım ettiği kabul edilir.

• Gerçeğe yönelme isteğini ve kişinin kendine karşı dürüstlüğünü beslediği söylenir.

• İnanışa göre huzursuzluğu azaltır ve yaşam enerjisi duygusunu geri getirir.

• Eski bir rüya listesi, rüyada lapis lazuli görmeyi sadık aşk diye yorumlar.

• Gökyüzü kadar mavi taşların karanlık ruhları uzaklaştırdığına, aydınlık ve bilgelik ruhlarının hoşnutluğunu kazandırdığına inanılırdı.

• Sezgiyi keskinleştirdiğine ve durumu isabetli değerlendirmeyi kolaylaştırdığına inanılır.

• Taş geleneğinde kendi fikrini açıkça söylemeye cesaret verdiği söylenir.

Lapis lazuli gerçeğin, bilgeliğin ve içten sözün simgesi sayılır. Genellikle sesiyle ya da kalemiyle çalışanlar, öğrenciler, zorlu görüşmeler yürütenler ve kendi düşüncelerinde düzen arayanlar bu taşa yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 5 - 6

Kimyasal Yapısı: (Na,Ca)₈(AlSiO₄)₆(SO₄,S,Cl)₂

Özgül Ağırlığı: 2.50 - 3.00

Çakralar: Boğaz, Üçüncü göz

Bakım: Yumuşak bezle ve ılık sabunlu suyla temizleyip kurulayın; suda bekletmeyin. Buhar, ultrasonik temizleyici, asit, aseton, alkol ve ısı rengi bozar, boyayı ve mumu sıyırabilir.

Mercan

Parfüm, limon suyu, sirke ve ter bile mercanın cilasını matlaştırabilir; bu yüzden takıyı en son, koku ve saç spreyi kuruduktan sonra takın, çıkarırken yumuşak kuru bir bezle silin. Küçücük polipler onlarca yıl boyunca dal dal, her biri payına düşeni ekleyerek onu oluşturur; başkalarıyla yan yana en iyisini veren burca bu güzel bir benzetmedir. Romalı yazar Plinius, mercanın bebeklerin boynuna tehlikeye karşı tılsım diye asıldığını kaydetmiş; mercan bugün de aile duygusunu taşır.

Mercan, denizin kayalık diplerinde koloniler halinde yaşayan küçük canlıların kireçli iskeletlerinden oluşan organik bir takı malzemesidir. Saf beyazdan pembe ve turuncu tonlarına, oradan koyu kırmızıya kadar geniş bir renk yelpazesi vardır. Ana yapısı kalsiyum karbonattır; buna az miktarda magnezyum karbonat ve organik maddeler eşlik eder. Cilalandığında yüzeyi camsı bir parlaklık kazanır, bu yüzden binlerce yıldır takıda ve küçük süs eşyalarında kullanılır.

Kuyumculukta en çok kırmızı, pembe ve beyaz mercana rastlanır; tarihsel olarak en pahalı olanı koyu kırmızıdır. Doğal parçalar hafif pürüzlü yüzeyinden ve rengin dalgalı, lekeli dağılımından tanınır. Kusursuz düzgün görünenler genelde ağır işlenmiş ya da yapaydır; tek tip ve doygun renkli olanlar ise boyanmış olabilir. Mercan asitlere ve yüksek sıcaklığa duyarlıdır, gözenekli yapısı nedeniyle suda uzun süre bırakılmamalıdır; ter ve parfüm gibi asitli maddeler cilasını matlaştırabilir.

Modern kristal geleneğinde mercanın, denizle ve yaşam güçleriyle bağlantılı sıcak ve canlı bir enerji taşıdığı söylenir. Ferahlık, iç huzur ve denge duygusu getirdiği düşünülür. Birçok kültürde kırmızı mercan bebeklere ve küçük çocuklara takılır, onları koruduğuna inanılır.

Mercan taşının özellikleri

• Yunan söylencesinde kırmızı mercan, Perseus'un Medusa'nın başını yosunların üzerine bıraktığı yerde kanından bitmiştir.

• Hint astrolojisinde kırmızı mercan, enerji ve atılganlık gezegeni Mars'ın taşıdır.

• Halk inancında bedenin genel dengesini korumaya yardım ettiği kabul edilir.

• Eski Romalıların, mercanın okyanus dalgalarını yatıştırıp denizi durulttuğuna inandığı aktarılır.

• Plinius, Hint falcılarının mercanı kutsal bir tılsım ve her tehlikeye karşı güvenli bir koruyucu saydığını aktarır.

• Ailede ve dost çevresinde iyi bir adı pekiştirdiği de anlatılır.

• Dünyayı manevi olarak anlamayı derinleştirdiğine inanılırdı.

• Modern kristal geleneği onu duygusal dengeyle ve aidiyet duygusuyla ilişkilendirir.

• İnanışa göre zihne çeviklik katar ve hafızayı destekler.

• Niyetin temiz, iç dünyanın düzenli kalmasına yardım eden bir taş sayılır.

• Kırmızı ve pembe çeşitlerinin nazardan koruduğu düşünülür.

• Eskiden, takan kişiye hastalık yaklaştığında renginin soluklaştığına inanılırdı.

• Eski yazarlar, mercanı taşıyanın fırtınaları yatıştırabileceğini ve geniş nehirleri güvenle geçebileceğini söylerdi.

• Modern kristal geleneği mercanı aile sıcaklığıyla ve misafirperver bir evle ilişkilendirir.

• Evdeki gerginliği ve ağır enerjiyi dağıttığına, ferahlık getirdiğine inanılır.

Mercan yaşamı, duyguların sıcaklığını ve şefkatli koruyuculuğu simgeler. En çok ailede uyum ve ev huzuru arayanlar ile doğal kökenli, yüzyıllara dayanan geleneği olan takıları sevenler bu taşı taşır. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 3 - 4

Kimyasal Yapısı: CaCO₃

Özgül Ağırlığı: 2.60 - 2.70

Çakralar: Kök, Sakral

Bakım: Gözeneklidir; suda bekletmeyin, ultrasonik ya da buharlı temizleyici kullanmayın. Yumuşak bir bezle silin; parfümden, klordan, ısıdan ve güçlü güneşten uzak tutun.

Opal

İki iyi seçenek arasında kalmak bu burcun tanıdık derdidir; çağdaş kristal geleneği de her açıdan renk değiştiren opali bir meselenin birden çok yüzünü görmekle ilişkilendirir. Seçenekler menü, daire ya da iş teklifi olsun, taşı önce pencere önünde, sonra lambanın altında çevirin ve iki ışıkta da hangi seçeneğin hâlâ çektiğine bakın. Kaloriferden ve sıcak arabadan uzak tutun; sıcak ve çok kuru hava ona zarar verir.

Opal, alışılmış anlamda bir kristal değildir. Katı, camsı bir jel türü olan sulu silikadır; genellikle yüzde 3 ile 10 arasında su içerir, en güzel taşlarda ise düzgün katmanlar halinde dizilmiş mikroskobik silika kürelerden oluşur. Işık bu katmanların içinden geçerken kırılıp her renkten parıltılara ayrılır; taş çevrildikçe bu parıltılar değişir ve bu etkiye renk oyunu denir. Beyaz ve siyah opaller bunu açık ve koyu zeminlerde gösterir; sıcak gövde rengiyle değer gören ateş opali ise çoğu zaman hiç göstermez.

Dünyadaki değerli opalin büyük bölümünü uzun süredir Avustralya sağlar; taşlar Coober Pedy, Lightning Ridge ve Andamooka gibi çöl sahalarından çıkarılır ve Lightning Ridge'in siyah opali en nadir ve en değerli türdür. Saydam, turuncudan kırmızıya uzanan ateş opali ise başlıca Meksika'dan gelir; 2008'den beri Etiyopya da piyasayı değiştiren canlı renkli taşlar ekledi. Avustralya sahaları on dokuzuncu yüzyılın sonlarında geliştirilene kadar Avrupa'nın opalleri bugünkü Slovakya'da bulunan madenlerden geliyordu.

Adı, değerli taş anlamına gelen Sanskritçe upala sözcüğünden gelir. Romalılar opali neredeyse her taşın üstünde tutardı; çünkü tek bir taş yakutun ateşini, ametistin morunu ve zümrütün yeşilini bir arada taşıyor gibi görünürdü. Avrupa'da opal uzun süre umut ve saflıkla anılmış, ortaçağ yazarları onu bir şans taşı sayıp göz taşı diye adlandırmıştır; opalin uğursuz olduğu yolundaki tuhaf fikrin yayılmasına ise ancak on dokuzuncu yüzyılda Walter Scott'ın bir romanı yardımcı oldu. Bu inanış zamanla silindi ve bugün opal, ekim ayının doğum taşıdır.

Opal taşının özellikleri

• Geleneksel olarak umut taşı diye anılır.

• Halk inancına göre hayal gücünü ve güzellik zevkini ortaya çıkarır.

• Ortaçağ yazarlarına göre opal, gösterdiği ton ve renk kadar çok erdem taşırdı.

• Karar vermeden önce bir meseleye birden fazla yönden bakmaya yardım ettiği söylenir.

• Günümüz kristal rehberleri onu akıl ile gönül arasındaki dengeyle ilişkilendirir.

• Taş geleneğinde, duyguları göstermeyi ve paylaşmayı kolaylaştırdığına inanılır.

• Tarihin büyük bölümünde taşların en şanslısı ve en büyülüsü sayılmıştır.

• Yaygın inanış onu dostluklarda ve evde uyumla bağdaştırır.

• Çağdaş kristal geleneği, iki iyi seçenek arasında karar vermekte zorlananlara onu önerir.

• Sert bir ruh halini yumuşattığı ve daha hafif bir bakış açısı getirdiği düşünülür.

• Halk geleneğinde, insanı topluluk içinde daha zarif kılan bir taş sayılır.

• Arap söylenceleri, opalin şimşek çakmalarıyla gökten düştüğünü anlatır.

• Günümüz kristal rehberlerine göre yumuşak bir yaratıcılığı ve sanatsal işleri destekler.

• Gri bir döneme bir parça renk kattığı söylenir.

Opal umudu, yaratıcılığı ve birçok ruh halinin bir arada oynadığı renkli oyunu simgeler. Renge ve değişime düşkün olanlar, bir meselenin iki yanını tartarken destek arayanlar ve hiçbir zaman tam olarak aynı görünmeyen bir taşı sevenler bu taşa yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 5.5 - 6.5

Kimyasal Yapısı: SiO₂·nH₂O

Özgül Ağırlığı: 1.98 - 2.25

Çakralar: Taç, Üçüncü göz

Bakım: Yalnızca ılık sabunlu suyla temizleyin, nazikçe silip kurulayın. Isıdan, yoğun ışıktan, çok kuru havadan, ani sıcaklık değişimlerinden ve sert kimyasallardan uzak tutun; ultrasonik temizleyicilerden ve suda bırakmaktan kaçının.

Pembe Kuvars

Her iki taraf da affetmeye hazır olduğunda özür daha yumuşak iner; kristal geleneği pembe kuvarsı bağışlamayla ilişkilendirir ve bu, odanın havası gevşesin diye hemen pardon diyen bir burca yakışır. Taş ayrıca yalnız romantik değil, her türlü ilişkide uyumun taşı olarak anılır. İkiniz konuşup havayı temizlemek için masaya oturduğunuzda ortaya küçük bir parça koyun; yeri pencereden uzak seçin, çünkü güçlü güneşin bazı parçaları soldurduğu söylenir.

Pembe kuvars, kuvarsın en yaygın çeşitlerinden biridir ve asıl olarak yumuşak rengiyle sevilir. Rengi neredeyse sütlü sayılabilecek çok soluk bir pembeden derin, sıcak bir pembeye kadar uzanır. Bazen neredeyse saydamdır, çok daha sık olarak hafif puslu ve sütlü bir dokusu vardır; bu doku ona kendine özgü, yumuşak bir parlaklık verir. Başlıca Brezilya, Madagaskar ve Hindistan'da çıkarılır.

Eski dönemlerde mühür yapımında ve simgesel anlamı olan eşyalarda kullanılmıştır. Bugün en çok işlenen süs taşlarından biridir: oymalı figürler, küçük biblolar, iç mekân aksesuarları ve takı yapılır. Değerli taş geleneğinde sevgi taşı diye anılır ve bu adla tanınmayı sürdürür. Bazı pembe kuvarsların, özellikle nadir saydam kristallerin, uzun süre doğrudan güneşte kalırsa soluklaşabileceğini unutmamak gerekir.

Pembe kuvarsa yumuşak ve yatıştırıcı, en çok duygular üzerinde çalışan bir enerji atfedilir. İnanışa göre kalbi sakinleştirir, duygusal gerginliği azaltır ve zor deneyimlerin üstesinden gelmeyi kolaylaştırır. Modern kristal uygulamasında her gün takılan taşın zaman zaman arındırıldığı söylenir; en bilinen yöntem bir gece toprağa gömmek ya da bir süre ametistin yanında bekletmektir.

Pembe kuvars taşının özellikleri

• Sevgi taşı diye anılır; öfkeyi ve hayal kırıklığını yatıştırdığı söylenir.

• Geleneksel olarak iç huzuru ve uyum duygusunu geri getirdiği söylenir.

• Modern kristal geleneğinde yalnızca romantik aşkın değil, her türlü sevginin taşıdır.

• MÖ 800-600 dolaylarında Asur takılarında, Roma'da ise sahiplik mührü olarak kullanıldığı kaydedilir.

• Taş geleneğinde düşkünlük dönemlerinde ve kendi değerini yeniden hissetmekte yardımcı sayılır.

• Günümüz kristal rehberlerine göre gündelik hayattan keyif almayı ve hayatı yeniden sevmeyi öğrettiği söylenir.

• Taşıyan kişinin çevresindeki ağır havayı dağıttığı ve iyi niyetli yaklaşımları çektiği söylenir.

• Duygusal denge taşı diye anılır; duyguları yatıştırdığına ve düşünce berraklığını desteklediğine inanılır.

• Çağdaş kristal anlayışında kayıp ve değişim dönemlerinde teselli veren sakin bir taş sayılır.

• Modern kristal geleneği onu bağışlayıcılıkla ve nazik bir duygusal iyileşmeyle ilişkilendirir.

• Çağdaş kristal yazını, kendine nazik davranmayı ilk adım sayar ve pembe kuvarsı bunun taşı olarak görür.

• Giysinin altında tene yakın takıldığında çevrenin olumsuz enerjisinden koruduğu; iyi niyetli insanların arasında ise dışarıda takılarak onların iyi havasını topladığı aktarılır.

• Kristal meraklıları arasında ilişkilerde ve evde uyumu ve anlayışı desteklediği söylenir.

• Günümüz kristal rehberleri onu, sevgiyi ve yardımı vermek kadar almaya da açık olmakla ilişkilendirir.

• GIA, pembe kuvarsı beşinci evlilik yıl dönümü için bir mücevher olarak listeler.

• Öfkeden ve kıskançlıktan kurtulmaya yardım ettiği, duygusal kırgınlıkları yatıştırdığı düşünülür.

Pembe kuvars şefkatin, barışmanın ve sakin bir kalbin taşı sayılır. Kendine ve başkalarına yumuşaklığı, affetmeyi ve yakın bağlar kurmaya açıklığı simgeler. En çok ilişkisinde ya da ailesinde zor bir dönemden geçenler, bir kayıptan sonra dengesini arayanlar ya da günlük koşuşturmada bir sükûnet anı isteyenler bu taşı taşır. Yakın birine hediye olarak da sıkça seçilir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 7

Kimyasal Yapısı: SiO₂

Özgül Ağırlığı: 2.65

Çakralar: Kalp

Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla yıkanır; ultrasonik ve buharlı temizleyiciden kaçının. Genellikle ışığa ve ısıya dayanıklıdır, ama nadir saydam pembe kuvarslar solabilir; uzun, güçlü güneşten kaçının.

Turkuaz

Pueblo, Navajo ve Zuni gümüş ustaları koca bir takı geleneğini gümüşe oturtulmuş turkuaz üzerine kurdu ve gümüş, Batı takılarında bu taş için bugün de klasik çerçevedir. Terazi'nin iyi tasarıma karşı gözü vardır ve bunu hiçbir şey ölçülü sadelik kadar göstermez. Tek ve küçük taşlı sade bir gümüş yüzük ya da zincir seçin, konuşmayı mavi yapsın; gerisine gerek yok.

Turkuaz, gök mavisinden canlı yeşile uzanan tonlarda, ışık geçirmeyen bir taştır. Kimi parçalar tek renk, kimileri altın sarısı, kahverengi ya da siyah ince damarlarla örülüdür; bu yüzden her örnek biraz farklı görünür. Adı Fransızcadan gelir ve kabaca Türk taşı anlamını taşır, çünkü Avrupa'ya ilk partiler Türkiye üzerinden ulaşmıştır.

Turkuaz bakır içeren sulu bir fosfat mineralidir; kuvars ailesiyle akrabalığı yoktur. Sertliği düşük ve yapısı gözeneklidir, yani yağı, parfümü ve teri emer; rengi kimyasallardan, kozmetiklerden ve yüksek ısıdan etkilenebilir. Bu nedenle takıda dikkatli kullanılması, parfüm ve deterjandan uzak tutulması, kesinlikle suda bekletilmemesi gerekir. Kuyumculukta Eski Mısır'dan beri kullanılmış; daha sonra İran'da, Tibet'te ve gümüşe oturtan Kuzey Amerika yerlileri arasında değer görmüştür. Doğal turkuaz seyrek ve pahalı olduğundan piyasada çok sayıda taklit ve boyanmış taş bulunur; uzmanların bile ayırt etmekte zorlandığı olur, bu yüzden alırken parçanın kaynağını sormak yerinde olur.

Taş geleneğinde turkuaza dinginlik ve gönül ferahlığı enerjisi atfedilir. Huzursuzluğu yatıştırdığına ve güç verdiğine inanılır. Genellikle tene yakın bir takı olarak taşınır; gümüşe oturtulmuş turkuaz, Amerika'nın güneybatısında yaklaşık 1880'den beri süren yerli gümüş işçiliğinin simgesi olmuştur.

Turkuaz taşının özellikleri

• Huzursuzluğu hafiflettiğine ve sinir gerginliğini boşaltmaya yardım ettiğine inanılır.

• Halk inancında yas tutanlara ferahlık verdiği söylenir.

• Modern kristal geleneğinde ani bir sarsıntının ardından dengeye dönmeyi kolaylaştırdığı söylenir.

• Pek çok eski gelenekte, rengini kaybeden bir turkuazın sahibi için kötü bir alamet olduğuna inanılırdı.

• Bilgelik taşı sayılır; sakin ve ölçülü düşünmeyi desteklediğine inanılır.

• Birçok kültürde nazara karşı muska olarak takılmıştır.

• Apaçi geleneğine göre bir yaya ya da tüfeğe bağlanan turkuaz, atışı tam hedefe götürürdü.

• İran'da Farsça adı zafer anlamına geldiği için uğurlu bir alamet taşı sayılmış, şans getirdiğine inanılmıştır.

• Pueblo halkları turkuazı kutsal bir taş sayar; ondan oyulmuş hayvan fetişleri bugün de yapılır.

• Uzlaşma taşı sayılır; insanlar arasındaki gerginliği yumuşattığı söylenir.

• Modern kristal geleneği, kendi ihtiyaçlarını içtenlikle anlatmayı kolaylaştırdığını aktarır.

• Ortaçağ yazarları turkuazın binici ya da yayayı düşme kazalarında yaralanmaktan koruduğunu söyler; Türklerin onu at koşumlarına muska olarak astığı da anlatılır.

• Kristal rehberlerine göre aşırı yüklenilen dönemlerde toparlanmaya yardım eder.

Turkuaz barışı, iç dengeyi ve korunmayı simgeler. Sükûnet arayanlar, zor bir dönemin ardından toparlananlar ve tarihi çok eskiye uzanan bir taşı sevenler ona yönelir; yumuşak bir taş olduğu için özenli kullanım ister. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 5 - 6

Kimyasal Yapısı: CuAl₆(PO₄)₄(OH)₈·4H₂O

Özgül Ağırlığı: 2.40 - 2.90

Çakralar: Boğaz, Kalp, Üçüncü göz

Bakım: Ilık sabunlu suyla temizleyin, iyice kurulayın; buhar ve ultrasonik temizleyici kullanmayın. Isı, çözücü, kozmetik ve ciltteki yağlar rengini bozar; işlenmiş parçalar ısıya ve çözücüye duyarlıdır.

Yeşim

Çin halk inanışına göre kırılan bir yeşim bilezik, sahibine gelecek bir darbeyi üstlenmiş olur; iki kişinin arasında kalıp iki taraftan da darbe yiyenlere yakışan bir hikâye. Özel günlere saklamak yerine sade bir bilezik ya da yüzüğü her gün takın: taşın dayanıklılığı gündelik çarpmalara yeter, sade bir biçim de mumsu parlaklığının görünmesine izin verir; yine de ağır işlerde çıkarmak iyi olur.

Yeşim, en çok derin ve doygun yeşiliyle tanınan bir süs taşıdır. Sarı, beyaz, kahverengi ve siyah tonlarında da bulunur; kırmızı beneklerle kaplı çeşitleri de vardır. Adının kökeni İspanyolcada bel taşı anlamına gelen ifadeye dayanır; bu ad, taşın kullanımına dair eski bir inanıştan gelir.

Yeşim aslında birbirine benzeyen iki ayrı mineralin ortak adıdır; ikisi de iç içe kenetlenmiş mikroskobik kristallerden oluşur (nefritte lifli, jadeitte taneli) ve bu yapı sayesinde darbeye şaşırtıcı derecede dayanıklıdır. Bu dayanıklılık nedeniyle Çin'de, Orta Amerika'da ve Yeni Zelanda'da binlerce yıldır yalnızca takı değil, tören eşyası, muska ve el aleti yapımında da kullanılmıştır. İnce oyulabildiği için usta işi figürlerin gözde malzemesi olmuştur.

Taş geleneğinde yeşime yumuşak ve dengeleyici bir enerji atfedilir. Bu yüzden bedene yakın taşınır: kolyede ya da yüzükte; düz cilalanmış küçük bir parça avuç içinde tutulur.

Yeşim taşının özellikleri

• Aşırı yükselen duyguları dengelediğine ve ani tepkileri soğutmaya yardım ettiğine inanılır.

• Çin halk inancında yeşim bileziğin kırılması, bileziğin sahibi adına bir darbeyi üstlendiği anlamına gelir.

• Halk inancında korku ve huzursuzluk anlarında sükûnet ve özgüven verdiği söylenir.

• Çin geleneğinde uzun ömrün simgesidir ve sakin bir yaşlanma anlayışıyla ilişkilendirilir.

• Eski kaynaklarda cesaret, sağduyu ve adalet duygusu taşı olarak anılır.

• Başarı sonrası oluşan üstünlük duygusundan koruduğu söylenir.

• Duyguya kapılmamaya ve meselelere daha berrak bakmaya yardım ettiğine inanılır.

• Konfüçyüs, Ritler Kitabı'nda yeşimin niteliklerini nezaket, bilgelik, dürüstlük ve cesaret gibi bir beyefendinin erdemlerine benzetir.

• Çin kültüründe yeşim altından daha değerli sayılmış, delikli disk (bi) gökyüzünü simgelemiştir.

• Maori geleneğinde pounamu hazineleri kuşaktan kuşağa geçtikçe daha çok mana kazanır.

• Kendisine atfedilen sakin enerji nedeniyle her gün takılmaya uygun bulunur.

• Vurulduğunda berrak, müzikal bir ses verir; Çinli şairler onu sevilenin sesine benzetmiştir.

• Çin âdetinde küçük yeşim parçaları sık sık ellenmek üzere yanda taşınır; taşın erdeminin sahibine geçtiğine inanılır.

Yeşim dinginliği, iç dengeyi ve kişinin hem kendine hem başkalarına karşı dürüstlüğünü simgeler. En çok duygularını yatıştırmak, serinkanlılığını korumak ve odaklanarak çalışmak isteyenler bu taşı taşır. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 6 - 7

Kimyasal Yapısı: NaAlSi₂O₆ / Ca₂(Mg,Fe)₅Si₈O₂₂(OH)₂

Özgül Ağırlığı: 2.90 - 3.38

Çakralar: Kalp

Bakım: Ilık sabunlu suyla yıkanır, iyice kurulanır. Doğal yeşim ışığa dayanıklıdır; boyalı ya da işlenmiş parçalar hassastır, ısıdan, asitten ve ultrasonik temizleyiciden uzak tutulur.