Aslan Burcu Taşları ve Uğurlu Taşlar

Sıcaklığın bir rengi olsaydı kehribar, sitrin ve altın sarısı topaz gibi görünürdü; taş geleneğinde üçü de neşe taşıdır ve neşe, Aslan'da bol bol bulunan bir şeydir. Bu liste özgüveni de iki ayrı şey olarak görür. Biri, bir ateş burcunun girdiği odaya yaydığı parlak özgüvendir; diğeri, kimse alkışlamadığında da ayakta kalan sessiz özgüven. Eleştiriyi belli ettiğinden çok daha fazla dert edinen bir burç için ikincisi hiç de önemsiz değildir.

Sahnede olacağınız bir gün sitrin ya da topaz takın: modern kristal geleneği sitrini sıcak bir özgüven duygusuyla ilişkilendirir, topazın da pek çok göz üzerinizdeyken sinirlerinizi sağlam tuttuğu söylenir. Dokununca ılık gelen kehribar, gri kış haftalarının taşıdır; keyfi yerine getirdiği ve insanlarla rahatça kaynaşmayı kolaylaştırdığı düşünülür. Daha sessiz özgüven için akik var: taşlara dair eski kitaplar onun insana cesur bir yürek verdiğini söyler. Ametist ise kimseye bir şey kanıtlama derdi olmayan bir iç gücün taşıdır. Kuvars kristali hepsine eşlik edebilir, çünkü günümüzün rehber kitaplarına göre yanındaki taşı güçlendirir. Aslan'ın klasik taşı yakut, yüzyıllardır taşların kralı diye anılır; modern taş anlatıları onu yüreğiyle önderlik edenlere yakıştırır ve cesaretle, sıcaklıkla ve sadık, cömert bir yapıyla ilişkilendirir.

Akik

Yüzyıllardır cesareti anlatmak için aslan çizilir, akik de eskiden beri bir cesaret taşı sayılır; korkusuyla uğraşan kişinin yanında durduğu söylenir. Aslan burcunda yürek nadiren eksik olur, asıl zor gelen seyircinin önünde acemi olmaktır. İlk ders, ilk prova ya da bilmediğiniz bir yerdeki ilk gün için küçük bir parçayı ince bir iple boynunuza takın; gömleğinizin altında tenize değerek durur ve kimsenin görmesi gerekmez.

Akik, doğada en çok renk çeşidiyle karşımıza çıkan süs taşlarından biridir. Kırmızı, gri, beyaz, mavi, kahverengi ve yeşil tonlarında bulunur; bu renkler çoğu zaman iç içe geçmiş bantlar halinde dizilir ve her parçaya kendine özgü bir desen kazandırır. Katmanları kimi örneklerde yarı saydam, kimilerinde tamamen mattır. Adı geleneksel olarak Sicilya'daki Achates ırmağına bağlanır; Plinius, taşın ilk kez bu ırmağın yakınlarında bulunduğunu yazar.

Akik, çok eski çağlardan beri yalnızca takı taşı olarak değil, süs eşyası ve muska olarak da kullanılmıştır. Yüzük, kolye, mühür ve küçük heykelcikler yapılmış; sert ve dayanıklı olduğu için eski parçaların çoğu günümüze iyi durumda ulaşmıştır. Kadim kültürlerde uğursuzluğu uzak tuttuğuna inanılan koruyucu bir taş sayılmıştır.

Taş geleneğinde akik, sakinleştirici tarafı güçlü taşlardan kabul edilir ve iç dengeyi toparlamak isteyenlerin sıkça başvurduğu bir taştır. Renk ve desenine göre ayrılan türlerinin eskiden farklı amaçlar için kullanıldığı aktarılır. Plinius adlandırılmış çok sayıda türünü sayar; Albertus Magnus'a atfedilen on altıncı yüzyıl tarihli bir sırlar kitabı ise siyah üzerine beyaz damarlı ya da bütünüyle beyaz akikleri öne çıkarır.

Akik taşının özellikleri

• Geleneksel olarak taşıyanı tehlikeden koruduğuna ve zor koşullarda yolunu bulmasına yardım ettiğine inanılır.

• Eski Avrupa geleneğinde akik, hoş rüyalar ve huzurlu bir geceyle ilişkilendirilir.

• Modern kristal geleneğinde olaylara serinkanlı bakmayı ve gerçeği olduğu gibi görmeyi kolaylaştırdığı söylenir.

• Rönesans dönemi taş yazarı Camillo Leonardi, akiklerin sahiplerine zafer ve güç verdiğini söyler.

• Yorucu bir günün sonunda sıcaklık ve rahatlık hissi verdiğine, biriken gerginliğin gevşemesine yardım ettiğine inanılır.

• Günümüz kristal rehberlerine göre fazla enerjiyi dışarı attığı söylenir; bu yüzden yoğun dönemlerde ona başvuranlar olur.

• Halk inancında insanlarla ilişki kurmayı ve yeni bir çevreye alışmayı kolaylaştırdığı söylenir.

• Cesaret veren bir taş sayılır; korkuların üzerine gitmekte destek olduğu düşünülür.

• Kristal rehberlerine göre düşünce berraklığını ve bir sorunu adım adım mantıkla çözme becerisini güçlendirir.

• On birinci yüzyılda Rennes Piskoposu Marbode, akiklerin sahibini sevimli ve ikna edici kıldığını yazmıştır.

• Plinius, Pers büyücülerinin fırtınaların önünü almak için akik yaktığını aktarır.

• Yüzyıllardır nazara karşı takılmıştır; ilk göze çarpan taş olduğu için olumsuz etkiyi üzerine aldığı anlatılır.

• Sıcak ve canlı enerjisi sayesinde kötü günlerde olayların iyi tarafını görmeyi kolaylaştırdığı düşünülür.

• Eski Mısırlıların kıyıdan topladıkları bantlı akikleri tılsım olarak kullandığı aktarılır.

• Çağdaş kristal anlayışında neşe ve iç huzur veren taşlar arasında sayılır.

Akik, yeryüzüne ait bereketi ve ayakları yere basan bir gücü simgeler. On altıncı yüzyıl bilgini Girolamo Cardano, akiklerin sahiplerini ölçülü ve temkinli kıldığını, bu yüzden servet edinmek için yararlı olduğunu savunmuştur. Günlük hayatta istikrar, sükûnet ve güven duygusu arayanlar bu taşa daha çok yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 6.5 - 7

Kimyasal Yapısı: SiO₂

Özgül Ağırlığı: 2.60 - 2.64

Çakralar: Kök, Sakral, Kalp

Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Boyanmamış akik ışığa dayanıklıdır; boyalı akik güçlü güneşte solabilir, aseton ya da alkol gibi çözücülerle rengini kaybedebilir.

Ametist

Yunanlılar ve Romalılar, uzun bir akşamın sonuna kadar kafayı berrak tutması için ametiste güvenirdi; Aslan'ın akşamları da nadiren kısa sürer: kadeh kaldırmalar, dans, bir türlü bitmeyen hikâye, gitmeye yanaşmayan son konuk. Gelenek taşı, bunların hepsini sağlam bir kafayla yaşamak isteyenlere verir. Büyük bir gecede yüzük olarak, konuşurken en çok hareket eden elinize takın.

Ametist, kuvarsın mor renkli çeşididir ve dünyanın en kolay tanınan süs taşlarından biridir. Rengi açık leylaktan neredeyse şarap moruna kadar uzanır; bu rengi kristal içindeki az miktarda demir verir. Adı Yunancadan gelir ve kabaca "sarhoş olmayan" anlamını taşır; eski anlatılarda taşın fazla şarabın etkisinden koruduğuna inanılırdı.

Birçok kıtada çıkarılır ve rengine, geldiği bölgeye göre farklı ticari adlarla anılır. Başlıca yatakları Brezilya, Uruguay, Bolivya, Arjantin, Rusya, Zambiya ve Namibya'dadır. Günlük kullanıma dayanacak kadar sağlam olduğundan yüzüklerde, kolye uçlarında, bilekliklerde ve dekoratif parçalarda yüzyıllardır tercih edilir. Uzun süre doğrudan güneş altında kalırsa mor rengin soluklaştığı bilinir, bu yüzden vitrin ve pencere önü sergilemesinde dikkat istenir.

Taş geleneğinde ametist hem canlandıran hem yatıştıran bir kristal sayılır. Güç verdiğine, keyfi ve iç huzuru desteklediğine inanıldığı için özellikle stresli ve yorucu ortamlarda gün boyu yanında taşınır. Halk inancında ametistli takının tene değmesi istenir; ham, işlenmemiş parçalar ise evde ya da çalışılan yerde bir köşeye konur. Taşın zaman zaman arındırılması gelenektendir: bir gün boyunca kuru toprağa gömmek ya da kısa süre temiz suda bekletmek en bilinen yöntemlerdir.

Ametist taşının özellikleri

• Eski inanışa göre çevredeki olumsuz etkilere karşı bir kalkan görevi görür.

• Modern kristal geleneğinde günün sonunda huzursuz zihni dinginleştirdiği söylenir.

• Ayıklık taşı olarak eski şöhretinden yola çıkan kristal geleneği, bıkılan bir alışkanlığı bırakmaya çalışanlara destek olduğunu söyler.

• Düşünce berraklığını ve zihin çevikliğini desteklediği kabul edilir.

• İbranice adı, taşın rüya ve görü getirdiğine dair eski bir inanışı düşündürür.

• Modern kristal geleneği onu bir sezgi taşı sayar; başkaları hakkındaki ilk sezgiyi keskinleştirdiği düşünülür.

• Eski bir Arapça rüya yorumu kitabı, rüyada ametist görmeyi zarardan kurtulmak diye yorumlar.

• İnanışa göre öfkeyi yatıştırır ve ani tepkileri dizginlemeye yardım eder.

• Gerginliği ve stresi yumuşatan bir etkisi olduğu düşünülür.

• Geleneksel olarak enerji verdiği ve harekete geçme isteğini artırdığı söylenir.

• İç huzur ve gönül dinginliği taşı sayılır.

• Her gün takıldığında nazardan ve başkalarının olumsuz enerjisinden koruduğuna inanılır.

• Ham parça halinde bulunduğu odanın ağır enerjisini emdiği, iyi enerjiyi ise geri verdiği aktarılır.

• Kristal uygulamalarında etkilerini karşılıklı güçlendirmek için sıklıkla pembe kuvarsla birlikte kullanılır.

Ametist, aklıselimi, ölçülü olmayı ve dinginliği simgeler. Günlük koşuşturmada sükûnet arayanlar, zorlayıcı ortamlarda çalışanlar ve yanında yumuşak, düzenli enerjili bir taş taşımak isteyenler bu taşı seçer. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 7

Kimyasal Yapısı: SiO₂

Özgül Ağırlığı: 2.65

Çakralar: Üçüncü göz, Taç

Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Bazı ametistler uzun süreli güçlü ışıkta solar, bu yüzden doğrudan güneşte bırakmayın; ısıdan, buhardan ve ani sıcaklık değişimlerinden de uzak tutun.

Kehribar

Kolunuza sürtülen kehribar küçük, tüy gibi hafif şeyleri kendine çeker; bunu eski Yunanlılar fark etmişti ve kehribar için kullandıkları elektron sözcüğü sonradan elektriğe adını verdi. Kalabalığı peşinden koşmadan çevresine toplayan Aslan için hoş bir simgedir. Baldan konyağa uzanan renkleri de bir aslan postunu andırır. Neredeyse ağırlığı yoktur, bu yüzden iri taneli uzun bir kolye gün boyu boynunuzda kalabilir; yeter ki parfüm ve saç spreyi önce sıkılsın, bakım için de yumuşak bir bez yetsin.

Kehribar, eski iğne yapraklı ağaçların, özellikle çamların reçinesinin milyonlarca yıl boyunca toprakta ve deniz çökellerinde sertleşmesiyle oluşan organik bir malzemedir. Yarı saydamdır ve açık bal sarısından sıcak kahverengiye, oradan koyu kırmızıya kadar birçok tonda bulunur. Mineral değil fosilleşmiş reçine olduğu için çok yumuşaktır, kolay çizilir ve dikkatli kullanım ister. En bilinen yatakları Baltık kıyılarındadır ve Baltık kehribarı yüzyıllardır en çok takılan süs taşlarından biridir.

İçinde milyonlarca yıl önce reçineye yapışıp kalmış böcek ya da bitki parçaları bulunan örnekler ayrıca değerlidir; bu tür izler başka hiçbir taşta görülmez ve parçanın değerini belirgin biçimde yükseltir. Kehribar antik çağdan beri yalnızca takıda değil, tütsü ve vernik yapımında da kullanılmıştır. Sürtüldüğünde elektriklenir ve küçük parçacıkları kendine çeker; elektrik sözcüğü Yunanca kehribar adı elektrondan türemiştir. Gerçek kehribar yandığında çam reçinesini andıran bir koku bırakır; taklitleri ise plastikten, camdan ya da sentetik reçineden yapılır.

Şifa taşı geleneğinde kehribara sıcak ve yumuşak bir enerji atfedilir. Tenin ısısıyla hızla ısındığı için doğrudan bedene değdiğinde en iyi çalıştığına inanılır: kolye, bileklik ya da avuçta tutulan bir parça olarak. İnanışa göre gerginliği boşaltır, sakinleştirir ve neşeli bir bakış açısı kazandırır.

Kehribar taşının özellikleri

• Yunan söylencesinde kehribar, kardeşleri Phaethon için ağlayıp kavak ağacına dönüşen Heliadlar'ın gözyaşlarıdır.

• Plinius, Nikias'ın kehribarın batan güneşin ışınlarından oluştuğunu ve gelgitlerle kıyıya taşındığını savunduğunu aktarır.

• Kehribarın Taş Devri'nden beri tılsım olarak taşındığı düşünülür; Norveç mezar höyüklerinde oyma kehribar hayvanlar bulunmuştur.

• Homeros'un Odysseia'sı, güneş gibi parlayan kehribar boncuklarla bezeli altın bir kolyeyi anlatır.

• Modern kristal geleneğinde canlılık ve sıkıcı bir dönemin ardından yenilenmiş bir istekle ilişkilendirilir.

• Gündelik yükümlülüklerle iç huzur arasında denge kurmaya yardım ettiği düşünülür.

• Eski bir gezegen taşı listesinde kehribar Güneş'e aittir; bu, sıcak altın parıltısıyla uyumludur.

• Hayat ağırlaştığında ve sorumluluklar bunalttığında güç ve istek verdiği söylenir.

• Gündelik hayatın aydınlık taraflarını görmeyi kolaylaştırdığına ve neşe verdiğine inanılır.

• Sıcak ve şen enerjisinin yorgunluğu ve iç huzursuzluğu dağıttığı düşünülür.

• Doğrudan tene değdiğinde güven duygusunu pekiştirdiği, yorucu bir günden sonra dinginliği geri getirdiği aktarılır.

Kehribar sıcaklığı, yaşama sevincini ve doğanın dengeyi geri getiren sakin gücünü simgeler. Günlük koşuşturmada rahatlama arayanlar, sinir gerginliğini yumuşatmak isteyenler ya da bal rengini ve hafifliğini sevenler bu taşı tercih eder. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 2 - 2.5

Kimyasal Yapısı: C₁₀H₁₆O

Özgül Ağırlığı: 1.05 - 1.10

Çakralar: Sakral, Güneş sinir ağı

Bakım: Yumuşak bir bezle ve hafif ılık sabunlu suyla nazikçe silin, hemen kurulayın. Çok yumuşaktır ve düşük sıcaklıkta yanar; parfümden, alkolden, temizlik ürünlerinden, ultrasonik temizleyicilerden, sıcaktan ve uzun süre güçlü ışıktan uzak tutun.

Kuvars Kristali

Berrak bir kristalin içinde hiçbir şey saklanamaz; yeni kristal geleneği onu bu yüzden zihin berraklığıyla ilişkilendirir, karışık bir duygunun ihtiyacı da tam olarak budur. Aslan sevgisini cömertçe gösterir ama içine batanı gülüp geçmeye yatkındır, bu eşleşme de tam orada işe yarar. Canınızı sıkan bir şey olunca omuz silkip geçmek geliyorsa içinizden, taşı bir defter sayfasına bırakın ve olanı üç sade satırla yazın.

Kuvars kristali, kuvarsın renksiz ve saydam çeşididir; kuvars ise dünyanın her yerinde kayaçların içinde rastlanacak kadar yaygın bir mineraldir. Sert ve sıkı yapılı, altıgen sütun biçimli, çoğunlukla sivri uçla biten kristaller oluşturur. Kimi zaman kristalin içinde bir damla su hapsolur ve ancak taş kırıldığında serbest kalır.

Kuvars aslında tek bir mineraldir, ama pek çok çeşidi vardır. Bu çeşitlerin en tanınanları zamanla kendi adlarını almıştır: ametist, sitrin, kan taşı ve krizopraz bunlardan bazılarıdır. Kuvars kristali antik çağdan beri törenlerde, halk hekimliğinde ve büyü uygulamalarında yer almış; eski kültürlerde yağmur duasında da kullanılmıştır. Bugün teknikte de geniş kullanım alanı vardır: elektronikte, saatçilikte, diş hekimliğinde, cam ve deterjan üretiminde, ışık kaynaklarının yapımında.

Modern kristal geleneğinde kuvars kristali, doğanın gücünün ve gizli kudretinin simgesidir. Çevresindeki enerjiyi kendi içinden geçirip mercek gibi güçlendirdiğine, insanın etrafında biriken gerilimi dağıttığına, iyi olanı ise düzenleyip tuttuğuna inanılır. Kristal rehberleri, bütün dünyanın gücünü kendinde topladığını ve taşıyan kişinin buradan beslenebileceğini söyler. Çoğunlukla meditasyonda avuçta tutulur, kolye ucu olarak takılır ya da zihin açıklığı istenen odaya konur.

Kuvars kristalinin özellikleri

• Duygusal denge taşı sayılır; savrulma ve huzursuzluk anlarında ona başvuranlar olur.

• İnanışa göre zihni canlandırır ve berrak düşünmeyi destekler.

• Odaklanmayı güçlendirdiği ve dikkati tek işte tutmaya yardım ettiği kabul edilir.

• Erken dönem kilise yazarları kaya kristalini lekesiz, saf bir imanın işareti saymıştır.

• Modern kristal geleneğinde başın tepesiyle ve parlak, uyanık bir zihin hâliyle ilişkilendirilir.

• Giysinin altında, tene değecek biçimde takıldığında başkalarının olumsuz enerjisinden koruduğu aktarılır.

• İyi niyetli insanların arasındayken dışarıda takılması önerilir; böylece onların iyi enerjisini topladığına inanılır.

• Eski kaynaklara göre kristal küre falcılıkta kullanılırdı, ona dikkatle bakmak görü getirirdi.

• Yunanlılar ona buz anlamına gelen krystallos demiş, onu hiç erimeyecek kadar sert donmuş su sanmıştır.

• Eski bir rüya kitabı, rüyada kristal görmeyi düşmanlardan kurtuluş diye yorumlar.

• Modern kristal geleneğinde, kendisine yüklenen bir niyeti tuttuğu söylenir.

• Eski bir İspanyol burç taşları listesinde kristal Koç burcuna verilmiştir.

• Bulunduğu mekânda biriken gerilimi arındıran bir taş sayılır.

• Düşünceleri ve niyeti güçlendirdiğine inanıldığı için meditasyon uygulamalarında sıkça kullanılır.

Kuvars kristali berraklığı, iç gücü ve doğanın saklı kudretini simgeler. Genellikle zihin dinginliği ve aşırı uyarandan korunma arayanlar, meditasyon yapanlar ve mineral sevenler bu taşı seçer; koleksiyoncular için de en değerli parçalardan biri olmayı sürdürür. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 7

Kimyasal Yapısı: SiO₂

Özgül Ağırlığı: 2.65

Çakralar: Taç, Üçüncü göz

Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Güneş ışığı taşa zarar vermez, ancak berrak bir küre güneşli bir pencere kenarında yangın çıkarabilir.

Sitrin

Bir şeyler yaratırken, ister bir şarkı ister bir kostüm ister on iki kişilik bir sofra olsun, en mutlu hâlindedir Aslan; fikirler gelmeyince de çabuk sönüverir. Gelenek sitrini kuruyup kalmış yaratıcı işlerle ve zor bir günü katlanılır kılan neşeli huyla birlikte anar. Çalışma alanınızın üstündeki rafa bir parça koyun, gözünüzün önünde ama doğrudan güneşten uzakta.

Sitrin, kuvarsın açık sarıdan bal rengi altına, oradan sıcak ve hafif kahverengimsi bir tona kadar uzanan çeşididir. Kristalleri saydam ya da hafif sütlü olabilir; güneşi andıran rengi yüzyıllardır takıda kullanılmasını ve iç mekânlarda süs olarak sergilenmesini sağlamıştır. Adının Fransızca limon anlamındaki kelimeden geldiği kabul edilir.

Piyasada sitrin, kendisinden çok daha pahalı bir mineral olan topazla karıştırılır. Topazın sarımsı ve turuncu çeşitleri benzer renkte olduğu için eskiden iki ad birbirinin yerine kullanılırdı. Oysa bunlar iki ayrı mineraldir; sitrin kuvars ailesindendir. Doğal sitrin görece seyrek bulunur, piyasadaki taşların çoğu ısıyla renklendirilmiş ametisttir. Bazı sitrinlerin uzun süreli güçlü ışıkta soluklaştığı bilinir.

Gelenek bu taşa güneş ışığıyla ilişkilendirilen sıcak ve canlandırıcı bir enerji atfeder. Özgüven verdiğine ve neşeli bir bakış açısını korumaya yardım ettiğine inanılır. Tüccar taşı diye anılır; bu ad, servet ve başarı biriktirmeye yardım ettiği inancından gelir.

Sitrin taşının özellikleri

• Taşıyan kişinin hayatına neşe ve hoşnutluk kattığına inanılır.

• Geleneksel olarak başarı ve başlanan işlerin iyi bitmesi taşı sayılır.

• Günümüz kristal geleneğinde, rengi gibi gri bir günde moral verdiği söylenir.

• Kendi değerini bilmeyi güçlendirdiği, kendi emeğini küçümseme eğilimini zayıflattığı düşünülür.

• Eski kaynaklarda sinirlilik anlarında ferahlık ve güven veren bir taş olarak önerilmiştir.

• Kristal uygulamalarında, ametist gibi, bulunduğu ortamdaki istenmeyen enerjiyi dağıtmak için kullanıldığı söylenir.

• Taş geleneğinde kuvars kristalinden farklı olarak ağır enerjiyi biriktirmediği, bu yüzden seyrek arındırma gerektirdiği söylenir.

• Berrak düşünmeyi desteklediği ve gündelik işleri düzene sokmayı kolaylaştırdığı kabul edilir.

• Boyunda, sivri ucu aşağı bakacak biçimde takıldığında güç ve iç dayanak duygusu verdiği anlatılır.

• Geçmişte bolluk ve para işlerinde uğurla ilişkilendirilmiştir.

• Modern kristal geleneği, tıkanıp kalmış yaratıcı işlere destek olduğunu söyler.

• Roma takılarında sitrine rastlandığı bildirilir; Viktorya döneminin İskoç takılarında ise çok sevilmiştir.

• Modern kristal geleneğinde güneş sinir ağı çakrasıyla ve özgüvenle ilişkilendirilir.

Sitrin sıcaklığı, iyimserliği ve bolluğu simgeler. Özgüvenini güçlendirmek, keyfini korumak ya da iş ve para konularında şansı yanına çekmek isteyenler bu taşı seçer. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 7

Kimyasal Yapısı: SiO₂

Özgül Ağırlığı: 2.65

Çakralar: Sakral, Güneş sinir ağı

Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Bazı sitrinler uzun süreli güçlü ışıkta solar, bu yüzden doğrudan güneşte bırakmayın; ısıdan, buhardan ve ani sıcaklık değişimlerinden de uzak tutun.

Topaz

Topaz kasım ayının taşıdır ve eski bir doğum taşı tekerlemesinde sadık dostların ve sevgililerin simgesidir; Aslan'a yakışır, çünkü çok az burç onun kadar kolay verir. Küçük bir parça güzel bir teşekkür ya da hoş geldin armağanı olur, hele bir iki satırı kendi el yazınızla eklerseniz. Yumuşak bir keseyle verin, çünkü yanlış yönden gelen sert bir darbe taşı tertemiz ikiye ayırabilir.

Topaz, taş geleneğinde etkisi güçlü kabul edilen bir mineraldir; eskilerin topaz dediği taş ise çoğunlukla peridottu. Geniş bir renk yelpazesi vardır: beyaz, gri, mavi, sarı, turuncu, kahverengi ve kırmızı olabilir; tamamen renksiz örneklerine de rastlanır. Sertliği yüksektir, ancak tek yönde kusursuz yarıldığı için sert darbede kırılabilir; bu yüzden korumalı bir yuvada, yüzükten çok kolye ucu ve broşta daha rahat dayanır.

Renksiz topaz elmasla karıştırılır, oysa ondan belirgin biçimde daha yumuşaktır ve ışığı farklı kırar. Rengi her zaman kalıcı değildir; bazı sarı-kahverengi taşlar ve işlenmiş örnekler uzun süre güneşte ya da ısıda solabilir. On sekizinci yüzyılda Brezilya topazının hafif ısıtıldığında pembeye döndüğü keşfedilmiş ve bu yöntem hızla yaygınlaşmıştır. Uzun prizmatik, saydam kristalleri parlaklığıyla dikkat çektiği için kuyumculukta çok sevilir. En değerli sayılanlar kırmızı, pembe ve imparatorluk topazı denen altın turuncu tonlardır; takıda en yaygın olanı mavidir, ama parlak mavi topazın çoğu ışınlanıp ısıtılmış renksiz taştır ve en nitelikli imparatorluk topazları bugün Brezilya'daki Ouro Preto'dan gelir.

Modern kristal geleneği topaza aydınlık ve düzenleyici bir enerji atfeder. Genellikle bedene yakın, yüzük, küpe ya da kolye ucu olarak takılır; gündelik zorluklarda içe ferahlık verdiği ve neşeli kalmaya yardım ettiği düşünülür. Evde dekoratif bir kristal olarak da bulundurulur, çevresine dinginlik ve bereket getirdiğine inanılır.

Topaz taşının özellikleri

• Beden ve zihin dengesini geri kazanmaya yardım ettiğine, tazelenme hissi verdiğine inanılır.

• Halk inancında saydam çeşitlerinin manevi gelişimi desteklediği söylenir.

• 1300'lerden 1600'lere Avrupalılar, topazın büyüyü bozduğuna ve öfkeyi dağıttığına inanırdı.

• Hindistan'da pek çok kişi, kalbin üzerinde taşınan topazın uzun ömür, güzellik ve zekâ getirdiğine inanmıştır.

• Modern kristal geleneğinde düşünce berraklığı ve dürüst niyet taşı diye anılır.

• Hızlı karar gerektiren ani durumlarda serinkanlılığı güçlendirdiği söylenir.

• İnanışa göre sezgiyi geliştirir ve düşünmeye vakit kalmadığında çözümü akla getirir.

• Baskıyla karşılaşanlara cesaret verdiği düşünülür.

• Eski bir doğum taşı dizesi, Kasım'ın topazını gerçek dostların ve sevgililerin simgesi sayar.

• Yetenekleri ve doğal becerileri geliştirmeye katkı verdiğine inanılır.

• On üçüncü yüzyıldan kalma bir inceleme, topaza oyulmuş bir şahinin kralların ve prenslerin iyi niyetini kazandırdığını yazar.

• Eski Yunanlıların topazın kendilerine güç verdiğine inandığı aktarılır.

• Mavi çeşidine bolluk ve varlık çektiği atfedilir.

• Modern kristal geleneğinde düşünceyi açıkça ifade etmeye ve zor konuşmalarda sakin kalmaya yardım ettiği söylenir.

Topaz zihin açıklığını, iç gücü ve kişinin kendine karşı dürüstlüğünü simgeler. Genellikle gerçeğe serinkanlı bakmayı önemseyenler ve içindeki cesaretle dinginliği birlikte güçlendirmek isteyenler bu taşı seçer. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 8

Kimyasal Yapısı: Al₂SiO₄(F,OH)₂

Özgül Ağırlığı: 3.49 - 3.57

Çakralar: Güneş sinir ağı, Boğaz

Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Buhardan, ultrasonik temizleyiciden, ani ısı değişiminden ve sert darbeden kaçının. Uzun süreli güneş ve ısı, kahverengi ve işlenmiş taşları soldurabilir.

Yakut

Faset yerine pürüzsüz bir kubbe biçiminde işlenen bir yakut, ışık değiştikçe üzerinde kayan altı kollu bir yıldız gösterebilir; akşamın yıldızı olmayı seven Aslan için yerinde bir numara. Onu tavandaki bir sürü spotun altında değil, tek bir güçlü ışıkta, parlak bir pencerenin ya da tek bir lambanın önünde izleyin ve elinizi yavaşça eğin. Güneş ışığı taşa zarar vermez.

Yakut, en çok değer verilen değerli taşlardan biridir; Hindistan'da yüzyıllardır taşların hükümdarı diye anılır. Doğal taşlar arasında sertlik bakımından yalnızca elmasın gerisinde kalır; bu yüzden işlem görmemiş ya da yalnızca ısıl işlem görmüş yakutlar günlük kullanıma çok iyi dayanır. Kırmızının bütün tonlarında bulunur: açık pembeden ve morumsu kırmızıdan kahverengiye çalan koyu kırmızıya kadar. Bu karakteristik rengi, mineralin yapısındaki krom verir.

Ham halde sıradan görünebilir, ancak kesilip cilalandığında elmasla yarışan bir parlaklığa ulaşır. Kuyumculukta uzun zamandır kullanılır; en çok yüzük, kolye, küpe ve bilekliklerde yer alır ve takı sevenler onu koleksiyonlarının en değerli parçalarından sayar. Yakut teknoloji tarihine de geçmiştir: çalışan ilk lazer, bir yakut kristalinden yapılmıştır ve bu buluş mineralin adını kuyumculuk dünyasının dışına taşımıştır.

Taş geleneğinde yakuta ateşli ve canlandırıcı bir enerji atfedilir. Özgürlük ve içten bir dirilik duygusu verdiği; cesareti, öncülük yeteneğini ve yaşama sevincini desteklediği düşünülür. Koyu kırmızısının inanışa göre yaşam gücünü artırdığı, bedene yakın taşındığında özgüven verdiği ve duyguları açıkça söylemeyi kolaylaştırdığı söylenir.

Yakut taşının özellikleri

• Birmanyalı savaşçıların, deri altına bir yakut yerleştirerek yaralanmaz olacaklarına inandığı anlatılır.

• Hint geleneğine göre değerli bir yakut, sahibini düşmanları arasında bile korkusuz yaşatır, kötü talihi de uzak tutar.

• Erken modern dönem taş kitapları, gerçek yakutun yaklaşan talihsizliği haber vermek için karardığını bildirir.

• Taşıyan kişiyi hem kendine hem başkalarına karşı dürüst olmaya yönelttiği düşünülür.

• Başkalarının değerlendirmesine aldırmadan kendini rahatça ifade etmeyi kolaylaştırdığına inanılır.

• Özgüveni ve karar verirken cesareti güçlendirdiği kabul edilir.

• Modern taş geleneğinde öncülük, sebat ve tutarlılık taşı sayılır.

• Kendi sınırlarının ve alışılmış düşünce kalıplarının dışına çıkmaya yardım ettiği söylenir.

• İnanışa göre manevi gelişimi ve mutluluk duygusunu destekler.

• Kristal geleneğinde kişinin kendine yönelttiği pişmanlık ve sitemi hafiflettiği söylenir.

• Koşulsuz sevgiye ve derin bağlanmaya açtığı düşünülür.

• Taş geleneğinde başkalarına karşı anlayışı ve hoşgörüyü öğrettiği söylenir.

• Hindistan ve Çin'de soyluların zırhları ve kılıç kınları yakutla süslenirdi, yakutlar uğur için bina temellerinin altına konurdu.

• On dördüncü yüzyıldan kalma, John Mandeville'e atfedilen bir taş kitabı, değerli yakutun sahibine herkesle barış ve uyum vaat eder.

Yakut yaşam gücünü, cesareti ve duyguların içtenliğini simgeler. Öncelikle özgüvenini güçlendirmek, harekete geçme isteğini geri kazanmak ya da bağımsızlığını vurgulamak isteyenler bu taşı seçer. Hint astrolojisinde ise Güneş'in (Surya) taşı sayılır. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.

Sertlik Derecesi: 9

Kimyasal Yapısı: Al₂O₃

Özgül Ağırlığı: 3.97 - 4.05

Çakralar: Kök, Kalp

Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Yakut ışığa ve ısıya dayanıklıdır; camla doldurulmuş ya da boyalı taşlar ise yalnızca nemli bezle silinir, asitten uzak tutulur.