Akik, doğada en çok renk çeşidiyle karşımıza çıkan süs taşlarından biridir. Kırmızı, gri, beyaz, mavi, kahverengi ve yeşil tonlarında bulunur; bu renkler çoğu zaman iç içe geçmiş bantlar halinde dizilir ve her parçaya kendine özgü bir desen kazandırır. Katmanları kimi örneklerde yarı saydam, kimilerinde tamamen mattır. Adının Sicilya'daki Achates ırmağından geldiği, taşın ilk kez bu ırmağın kıyısında toplandığı anlatılır.
Akik, çok eski çağlardan beri yalnızca takı taşı olarak değil, süs eşyası ve muska olarak da kullanılmıştır. Yüzük, kolye, mühür ve küçük heykelcikler yapılmış; sertliği ve dayanıklılığı sayesinde aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılan parçalar arasına girmiştir. Kadim kültürlerde uğursuzluğu uzak tuttuğuna inanılan koruyucu bir taş sayılmıştır.
Taş geleneğinde akik, sakinleştirici tarafı güçlü taşlardan kabul edilir ve iç dengeyi toparlamak isteyenlerin sıkça başvurduğu bir taştır. Renk ve desenine göre ayrılan türlerinin eskiden farklı amaçlar için kullanıldığı aktarılır. Halk inancında taşın en iyi tene değdiğinde çalıştığı, doğanın ve özellikle güneşin enerjisinin akik üzerinden bedene ulaştığı söylenir.
Akik taşının özellikleri
• Geleneksel olarak taşıyanı tehlikeden koruduğuna ve zor koşullarda yolunu bulmasına yardım ettiğine inanılır.
• Eski kaynaklarda uykuya dalmakta zorlananlara ve sindirim düzenini desteklemek isteyenlere önerilmiştir.
• Halk inancında olaylara serinkanlı bakmayı ve gerçeği olduğu gibi görmeyi kolaylaştırdığı söylenir.
• Güçlü ve eril bir enerji taşıdığı düşünülür; bu yönüyle canlılık ve bedensel dirençle ilişkilendirilmiştir.
• Kasılmış bölgeleri ısıttığına ve biriken gerginliği çözdüğüne inanılır.
• Taş geleneğinde fazla enerjiyi dışarı attığı kabul edilir, bu yüzden yoğun stres dönemlerinde tercih edilmiştir.
• Eski anlatılara göre insanlarla ilişki kurmayı ve yeni bir çevreye alışmayı kolaylaştırır.
• Cesaret veren bir taş sayılır; korkuların üzerine gitmekte destek olduğu düşünülür.
• Geçmişte düşünce berraklığını ve mantıklı akıl yürütmeyi güçlendirdiğine inanılırdı.
• Halk inancında bedeni güçlendirdiği ve lenf dolaşımını desteklediği söylenir.
• Kan basıncının, özellikle düşük seyrettiği durumlarda, dengede kalmasına katkı verdiğine inanılır.
• Yüzyıllardır nazara karşı takılmıştır; ilk göze çarpan taş olduğu için olumsuz etkiyi üzerine aldığı anlatılır.
• Sıcak ve canlı enerjisi sayesinde kötü günlerde olayların iyi tarafını görmeyi kolaylaştırdığı düşünülür.
• Cebinde akik taşıyan çocukların daha sakin kaldığına ve daha az tartışmaya girdiğine inanılır.
• Geleneksel olarak neşe ve iç huzur taşı sayılır.
Akik, yeryüzüne ait bereketi ve ayakları yere basan bir gücü simgeler. Ticaretle uğraşanların onu bel hizasının altında, örneğin cepte taşıması adettendir; yüzük biçiminde ise özgüveni belirgin biçimde artırdığı söylenir. Günlük hayatta istikrar, sükûnet ve güven duygusu arayanlar bu taşa daha çok yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 6.5 - 7
Kimyasal Yapısı: SiO₂
Özgül Ağırlığı: 2.60 - 2.64
Çakralar: Kök, Sakral, Kalp
Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Güneş ışığından zarar görmez.
Ametist, kuvarsın mor renkli çeşididir ve dünyanın en kolay tanınan süs taşlarından biridir. Rengi açık leylaktan neredeyse şarap moruna kadar uzanır; bu rengi kristal içindeki az miktarda demir verir. Adı Yunancadan gelir ve kabaca "sarhoş olmayan" anlamını taşır; eski anlatılarda taşın fazla şarabın etkisinden koruduğuna inanılırdı.
Birçok kıtada çıkarılır ve rengine, geldiği bölgeye göre farklı ticari adlarla anılır. Başlıca yatakları Brezilya, Uruguay, Bolivya, Arjantin, Rusya, Zambiya ve Namibya'dadır. Günlük kullanıma dayanacak kadar sağlam olduğundan yüzüklerde, kolye uçlarında, bilekliklerde ve dekoratif parçalarda yüzyıllardır tercih edilir. Uzun süre doğrudan güneş altında kalırsa mor rengin soluklaştığı bilinir, bu yüzden vitrin ve pencere önü sergilemesinde dikkat istenir.
Taş geleneğinde ametist hem canlandıran hem yatıştıran bir kristal sayılır. Güç verdiğine, keyfi ve iç huzuru desteklediğine inanıldığı için özellikle stresli ve yorucu ortamlarda gün boyu yanında taşınır. Halk inancında ametistli takının tene değmesi istenir; ham, işlenmemiş parçalar ise evde ya da çalışılan yerde bir köşeye konur. Taşın zaman zaman arındırılması gelenektendir: bir gün boyunca kuru toprağa gömmek ya da kısa süre temiz suda bekletmek en bilinen yöntemlerdir.
Ametist taşının özellikleri
• Eski inanışa göre çevredeki olumsuz etkilere karşı bir kalkan görevi görür.
• Gelenek, göz yorgunluğunu hafiflettiğini söyler.
• Geçmişte bedende biriken fazla elektrik yükünü dışarı attığına inanılırdı.
• Düşünce berraklığını ve zihin çevikliğini desteklediği kabul edilir.
• Taş geleneğinde kalbin ve dolaşım sisteminin dostu sayılır.
• Kanın doğal olarak arınmasına katkı verdiğine inanılır.
• Halk anlatılarında alerji şikâyeti olanlara önerilmiştir.
• İnanışa göre öfkeyi yatıştırır ve ani tepkileri dizginlemeye yardım eder.
• Gerginliği ve stresi yumuşatan bir etkisi olduğu düşünülür.
• Geleneksel olarak enerji verdiği ve harekete geçme isteğini artırdığı söylenir.
• İç huzur ve gönül dinginliği taşı sayılır.
• Her gün takıldığında nazardan ve başkalarının olumsuz enerjisinden koruduğuna inanılır.
• Ham parça halinde bulunduğu odanın ağır enerjisini emdiği, iyi enerjiyi ise geri verdiği aktarılır.
• Etkilerini karşılıklı güçlendirmek için geleneksel olarak pembe kuvarsla birlikte kullanılır.
Ametist, aklıselimi, ölçülü olmayı ve dinginliği simgeler. Günlük koşuşturmada sükûnet arayanlar, zorlayıcı ortamlarda çalışanlar ve yanında yumuşak, düzenli enerjili bir taş taşımak isteyenler bu taşı seçer. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 7
Kimyasal Yapısı: SiO₂
Özgül Ağırlığı: 2.65
Çakralar: Üçüncü göz, Taç
Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Uzun süre doğrudan güneşte bırakmayın, rengi solar.
Aventurin, kuvarsın en çok yeşil tonlarıyla tanınan bir çeşididir; daha seyrek olarak mavi ve turuncu örnekleri de bulunur. Yeşil olanlara doğrudan aventurin denmesi yerleşmiş bir alışkanlıktır. Taneli bir yapısı ve içine dağılmış ince pulcukların verdiği hafif kıvılcımlı bir parlaklığı vardır; bu ışıltı taş çevrildikçe yüzeyde gezinir.
Adı İtalyancadan gelir ve tesadüfe işaret eder: benzer bir ışıltı, bir Venedik cam atölyesinde yanlışlıkla elde edilmiştir. Uzun süredir kuyumculukta kullanılır; sertlik bakımından yeşim ve pembe kuvarsla aynı sınıfta yer aldığı için günlük kullanıma rahatlıkla dayanır. Başlıca kaynakları Hindistan, Brezilya, Rusya ve Tanzanya'dır.
Taş geleneğinde aventurin, duygusal denge ve gönül ferahlığı taşı sayılır. Eski inanışa göre kalbe yakın, düz yüzü tene bakacak biçimde taşındığında etkisi en belirgin haline gelir; uçlu parçalar ise sivri ucu yukarı bakacak şekilde yerleştirilir. Kendini dar kalıplara ve eski alışkanlıklara sıkışmış hisseden kişilere iyi geldiğine inanılır.
Aventurin taşının özellikleri
• Taş geleneğinde kalbin ve sakin bir dolaşımın dostu kabul edilir.
• Yaşam gücünü ve harekete geçme isteğini artırdığına inanılır.
• Eski kaynaklarda uykudan önce zihnini susturamayanlara önerilmiştir.
• Sinirliliği yumuşattığı ve düşkün geçen dönemlerde destek olduğu düşünülür.
• Nazara ve çevrenin olumsuz enerjisine karşı koruduğu söylenir.
• Kuşaklardır şans ve işlerin yolunda gitmesi taşı olarak taşınmıştır.
• Halk inancı onu başkalarına karşı yumuşak davranmakla ve sınırları sakince koymakla ilişkilendirir.
• Zor deneyimlerden sonra insanlara yeniden güvenmek isteyenleri yatıştırdığı aktarılır.
• Taze bakış taşı sayılır; yeni imkânları fark etmeyi kolaylaştırdığına inanılır.
• Eski inanışa göre tanımadığı işlere girişirken kişiye cesaret verir.
• Geleneksel olarak beklenmedik fırsatları çekmesi için cüzdanda ya da cepte taşınmıştır.
• Kıskançlığı ve içerlemeyi hafiflettiği, ilişkilerde huzuru desteklediği söylenir.
Aventurin dinginliği, umudu ve yeniye açık olmayı simgeler. Çoğunlukla iç dengesini arayanlar ve yüzyıllardır uğurlu sayılan bir taşı yanında taşımak isteyenler tarafından tercih edilir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 7
Kimyasal Yapısı: SiO₂
Özgül Ağırlığı: 2.64 - 2.69
Çakralar: Kalp
Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Güneş ışığından zarar görmez.
Aytaşı, en eski uygarlıklardan bu yana beğenilen bir süs taşıdır; özellikle Romalılar bu taştan takı yapmaya düşkündü. Sütlü beyaz, turuncumsu ve mavimsi tonlarda bulunur ve genellikle yarı saydamdır. Işık altında yüzeyinde gümüşi mavi bir parıltı belirir, bu yüzden taş içeriden aydınlanıyormuş gibi görünür; gökkuşağı denen çeşitlerinde bu parıltı birkaç renge birden döner.
Adı, taşın Ay'ın ışığını yansıttığına dair eski inanıştan gelir. Feldispat ailesindendir, sert taşlar arasında sayılmaz ve gözenekli yapısı nedeniyle dikkatli kullanım ister; suda bekletilmesi doğru değildir. En bilinen yatakları Brezilya, Madagaskar, Sri Lanka, Myanmar, Tanzanya ve Meksika'dadır.
Gelenek ona yumuşak ve yatıştırıcı bir enerji atfeder. Duyguları toparlamaya ve iç dengeyi geri kazanmaya yardım ettiği düşünüldüğü için bedene yakın taşınır. Eskiden sakral, güneş sinir ağı ve kalp bölgeleriyle ilişkilendirilmiştir.
Aytaşının özellikleri
• İnanışa göre gerginliği boşaltır ve kişinin kendi duygularını kabullenmesini kolaylaştırır.
• Geleneksel olarak ani tepkileri ve huzursuzluğu yatıştırdığı söylenir.
• Taş geleneğinde başkalarının duygularına karşı duyarlılığı artırdığı ve uzlaşmayı kolaylaştırdığı kabul edilir.
• Geçmişte benlik duygusunu yumuşattığına ve alçakgönüllülük öğrettiğine inanılırdı.
• Şefkati güçlendirdiği, taşıyan kişiye ayrı bir çekicilik kattığı düşünülür.
• Âşıklara daha fazla incelik ve tutku getirdiği anlatılır.
• Sezgiyi keskinleştirdiğine ve konuşmayı kolaylaştırdığına inanılır.
• Şansının kapalı olduğunu düşünenlerin sıkça başvurduğu bir taş olmuştur.
• Eski inanışa göre nazardan ve kötü niyetten korur.
• Halk inancında kadınlar adet düzeni için bu taşı takmıştır.
• Bacak ağrılarında ve kramplarda rahatlık verdiğine inanılırdı.
• Eski kaynaklar doğum sancılarını hafiflettiğini aktarır.
• Ayrıca aşırı iştahı dizginlemeye yardım ettiği düşünülür.
• Yolculuğa çıkanların, özellikle deniz yolculuklarında, yanlarında taşıdığı uğurlu taşlardan sayılır.
Aytaşı duyarlılığı, iç huzuru ve doğanın döngüselliğini simgeler. Özellikle yumuşaklığa değer verenler ve duygusal denge arayanlar bu taşa yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 6 - 6.5
Kimyasal Yapısı: KAlSi₃O₈
Özgül Ağırlığı: 2.56 - 2.59
Çakralar: Sakral, Üçüncü göz, Taç
Bakım: Suya sokmayın, gözeneklidir. Yumuşak kuru bezle silin ve doğrudan güneşten uzak tutun.
Kuvars kristali, kuvarsın renksiz ve saydam çeşididir; kuvars ise dünyanın her yerinde kayaçların içinde rastlanacak kadar yaygın bir mineraldir. Sert ve sıkı yapılı, altıgen sütun biçimli, çoğunlukla sivri uçla biten kristaller oluşturur. Kimi zaman kristalin içinde bir damla su hapsolur ve ancak taş kırıldığında serbest kalır.
Kuvars adı aslında tek bir mineral değil, koca bir taş ailesini kapsar. Bu ailenin en tanınan üyeleri zamanla kendi adlarını almıştır: ametist, sitrin, kan taşı ve krizopraz bunlardan bazılarıdır. Kuvars kristali antik çağdan beri törenlerde, halk hekimliğinde ve büyü uygulamalarında yer almış; eski kültürlerde yağmur duasında da kullanılmıştır. Bugün teknikte de geniş kullanım alanı vardır: elektronikte, saatçilikte, diş hekimliğinde, cam ve deterjan üretiminde, ışık kaynaklarının yapımında.
Eski taş anlatılarında kuvars kristali, doğanın gücünün ve gizli kudretinin simgesidir. Çevresindeki enerjiyi kendi içinden geçirip mercek gibi güçlendirdiğine, insanın etrafında biriken gerilimi dağıttığına, iyi olanı ise düzenleyip tuttuğuna inanılır. Gelenek, bütün dünyanın gücünü kendinde topladığını ve taşıyan kişinin buradan beslenebileceğini söyler. Çoğunlukla meditasyonda avuçta tutulur, kolye ucu olarak takılır ya da zihin açıklığı istenen odaya konur.
Kuvars kristalinin özellikleri
• Duygusal denge taşı sayılır; savrulma ve huzursuzluk anlarında geleneksel olarak başvurulmuştur.
• İnanışa göre zihni canlandırır ve berrak düşünmeyi destekler.
• Odaklanmayı güçlendirdiği ve dikkati tek işte tutmaya yardım ettiği kabul edilir.
• Geleneksel olarak ani güç düşüşlerine karşı koruduğu söylenir.
• Telefon ve radyo gibi cihazların yaydığı ışımayı topladığına inanıldığı için yanlarına konur.
• Giysinin altında, tene değecek biçimde takıldığında başkalarının olumsuz enerjisinden koruduğu aktarılır.
• İyi niyetli insanların arasındayken dışarıda takılması önerilir; böylece onların iyi enerjisini topladığına inanılır.
• Halk inancında nazara karşı bir kalkan sayılırdı.
• Eski kaynaklar baş ağrılarını hafiflettiğini aktarır.
• Gelenek, sindirimin düzenli çalışmasını desteklediğini söyler.
• Kan dolaşımına iyi geldiğine inanılır.
• Göz yorgunluğunda ve görme zayıflığında da önerilmiştir.
• Bulunduğu mekânda biriken gerilimi arındıran bir taş sayılır.
• Düşünceleri ve niyeti güçlendirdiğine inanıldığı için meditasyon uygulamalarında sıkça kullanılır.
Kuvars kristali berraklığı, iç gücü ve doğanın saklı kudretini simgeler. Genellikle zihin dinginliği ve aşırı uyarandan korunma arayanlar, meditasyon yapanlar ve mineral sevenler bu taşı seçer; koleksiyoncular için de en değerli parçalardan biri olmayı sürdürür. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 7
Kimyasal Yapısı: SiO₂
Özgül Ağırlığı: 2.65
Çakralar: Taç, Üçüncü göz
Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Güneş ışığından zarar görmez.
Yakut, en çok değer verilen değerli taşlardan biridir; Hindistan'da yüzyıllardır taşların hükümdarı diye anılır. Sertlik bakımından yalnızca elmasın gerisinde kalır, bu yüzden günlük kullanıma çok iyi dayanır. Kırmızının bütün tonlarında bulunur: açık pembeden ve morumsu kırmızıdan kahverengiye çalan koyu kırmızıya kadar. Bu karakteristik rengi, mineralin yapısındaki krom verir.
Ham halde sıradan görünebilir, ancak kesilip cilalandığında elmasla yarışan bir parlaklığa ulaşır. Kuyumculukta uzun zamandır kullanılır; en çok yüzük, kolye, küpe ve bilekliklerde yer alır ve takı sevenler onu koleksiyonlarının en değerli parçalarından sayar. Yakut teknoloji tarihine de geçmiştir: çalışan ilk lazer, bir yakut kristalinden yapılmıştır ve bu buluş mineralin adını kuyumculuk dünyasının dışına taşımıştır.
Taş geleneğinde yakuta ateşli ve canlandırıcı bir enerji atfedilir. Özgürlük ve içten bir dirilik duygusu verdiği; cesareti, öncülük yeteneğini ve yaşama sevincini desteklediği düşünülür. Koyu kırmızısının inanışa göre yaşam gücünü artırdığı, bedene yakın taşındığında özgüven verdiği ve duyguları açıkça söylemeyi kolaylaştırdığı söylenir.
Yakut taşının özellikleri
• Eski kaynaklara göre bedenin doğal direncini güçlendirir.
• Geleneksel olarak kan dolaşımını canlandırmak ve tüketici bir dönemin ardından güç toplamak için kullanılmıştır.
• Halk inancında duyusal alanda ölçüyü korumaya yardım ettiği ve aşırı uyarılmayı dengelediği söylenir.
• Taşıyan kişiyi hem kendine hem başkalarına karşı dürüst olmaya yönelttiği düşünülür.
• Başkalarının değerlendirmesine aldırmadan kendini rahatça ifade etmeyi kolaylaştırdığına inanılır.
• Özgüveni ve karar verirken cesareti güçlendirdiği kabul edilir.
• Geleneksel olarak öncülük, sebat ve tutarlılık taşı sayılır.
• Kendi sınırlarının ve alışılmış düşünce kalıplarının dışına çıkmaya yardım ettiği söylenir.
• İnanışa göre manevi gelişimi ve mutluluk duygusunu destekler.
• Geçmişte kişinin kendine yönelttiği pişmanlık ve sitemden kurtardığına inanılırdı.
• Koşulsuz sevgiye ve derin bağlanmaya açtığı düşünülür.
• Taş geleneğinde başkalarına karşı anlayışı ve hoşgörüyü öğrettiği söylenir.
• Yüzyıllardır nazara karşı takılmıştır ve sezgiyi de güçlendirdiğine inanılır.
• Yorgun ve isteksiz kişilere geleneğe göre çalışma arzusunu geri kazandırır.
Yakut yaşam gücünü, cesareti ve duyguların içtenliğini simgeler. Öncelikle özgüvenini güçlendirmek, harekete geçme isteğini geri kazanmak ya da bağımsızlığını vurgulamak isteyenler bu taşı seçer. Aynı zamanda sevgi ve sadakat taşı olarak takıldığı için kuşaktan kuşağa aktarılan takılarda sık görülür. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 9
Kimyasal Yapısı: Al₂O₃
Özgül Ağırlığı: 3.97 - 4.05
Çakralar: Kök, Kalp
Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Güneş ışığından zarar görmez.
Zümrüt, berilin yeşil çeşididir ve dünyanın en değerli taşları arasında sayılır. Asıl olarak derin, doygun yeşiliyle beğenilir, çünkü bir parçanın değerini belirleyen ilk ölçüt renktir. Işığı elmas kadar güçlü kırmadığı için o denli kıvılcımlanmaz, ancak rengi son derece etkileyicidir.
Zümrütler kaya damarlarında kalsit ve piritle birlikte oluşur. Tamamen temiz kristaller seyrektir; neredeyse her parçada başka minerallerden kalma kapanımlar bulunur, bu yüzden gözle görünür çatlağı olmayan örnekler en yüksek fiyatlara ulaşır. Taş çizilmeye iyi dayanır, ancak bu iç çatlaklar nedeniyle darbeye karşı kırılgandır. Bu yüzden zümrütler yağlanır: renksiz yağ mikro çatlakları doldurur, berraklığı artırır ve rengi tam olarak ortaya çıkarır. Bu işlem nedeniyle zümrüde sıcak su ve ultrasonik temizlik kesinlikle uygulanmaz; ılık ya da sıcak banyo yağı çözer ve taşın görünümünü bozar.
En güzel örnekler Kolombiya'dan gelir; bilinen ilk ocaklar ise Eski Mısır'da işletilmiştir. Zümrüt yüzyıllardır saray takılarını süsler, geleneksel olarak mayıs ayının doğum taşı sayılır ve birçok ülkede elli beşinci evlilik yıl dönümü armağanıdır. Taş geleneğinde ona kalple ve doğanın yeşiliyle ilişkilendirilen sakin bir enerji atfedilir; dengeye ve gönül ferahlığına yardım ettiği düşünüldüğü için çoğunlukla kalp hizasında kolye ucu ya da yüzük olarak takılır.
Zümrüt taşının özellikleri
• Bedenin doğal direncini güçlendirdiğine inanılır.
• Gelenek onu sinirlerin yatışması ve gerginliğin boşalmasıyla ilişkilendirir.
• Eski inanışa göre kalbe ve dolaşıma iyi gelir.
• Eski kaynaklarda akciğerlerine ve nefesine özen gösterenlere önerilmiştir.
• Böbreklerin çalışmasını ve bedenin arınmasını desteklediğine inanılır.
• Dostluk taşı sayılır, çünkü içten ve kalıcı bağları pekiştirdiği söylenir.
• Gelenekte evliliği ve sadakati koruduğu kabul edilir.
• Aile ilişkilerine uyum ve sıcaklık getirdiği anlatılır.
• Başarı ve elde edilenden hoşnut olma duygusunu güçlendirdiği düşünülür.
• Halk inancında yeterince iyi olmadığı duygusundan kurtardığı söylenir.
• Şükür taşı diye anılır; çevredeki iyiliği fark etmeyi öğrettiğine inanılır.
• Kalbi sevgiye açtığına ve yaşama sevinci kattığına inanılır.
• Geleneksel olarak sakin bir varlık ve güven duygusu taşı sayılır.
Zümrüt bolluğu, olgun sevgiyi ve sahip olunanın kıymetini bilmeyi simgeler. Ailede ve ilişkilerde uyuma değer verenler ile sakin bir özgüven arayanlar bu taşa yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 7.5 - 8
Kimyasal Yapısı: Be₃Al₂Si₆O₁₈
Özgül Ağırlığı: 2.67 - 2.78
Çakralar: Kalp
Bakım: Suya sokmayın. Kullandıktan sonra kuru bezle silin, ısıdan uzak tutun.

