Ünlü yüzler rüyalarda eskisinden çok daha sık beliriyor ve gelenek onları kişi olarak değil, hayran olunan ya da kıskanılan bir özellik olarak okuyor.
Ünlü insanların rüyalara girmesi, ünlü insanlar gece yatmadan önce baktığımız ekranlara yerleştikten sonra iyice yaygınlaştı. Geleneksel yorumun kişiyle ilgisi yok; tamamen o kişinin senin için neyi temsil ettiğiyle ilgili. Hayran olduğun bir özellik, kıskandığın bir özellik ya da istemeye hakkın olmadığına karar verdiğin bir özellik.
Yorumcular ünlü birini, mesleğiyle anılan bir yabancıyı ele aldıkları gibi ele alır. Uykudaki zihin, anlamı zaten sıkıştırılmış bir figüre uzanıp onu etiket gibi kullanır. Bir müzisyen kendine sakladığın ifadenin yerine geçebilir, bir sporcu disiplinin, bir komedyen zorluğu şakaya çevirerek atlatan yanının. İşe yarayan soru neden o yüz değil, o kişinin senin kafanda neyle ünlü olduğu; bu da çoğu zaman genel olarak neyle ünlü olduğundan farklı çıkıyor. Seçimin hangi haftada yapıldığına bakmak da işe yarar; bir dizinin son bölümü ya da gün boyu konuşulan bir tartışma tek başına yeterli bir tetikleyici.
Ünlü biriyle arkadaş olmak genelde tanınma isteği diye okunur; yabancılarca sevilmek anlamında değil, düzgünce görülmek anlamında. Romantik haller son derece yaygın ve hiçbir kaynak bunları o kişiyle ilgili saymıyor; genelde fark edilmediğin bir dönemin ardından geliyor. Ünlü birinin seni görmezden gelmesi de aynı şeyin tersten okunuşu. Bunların hiçbiri gerçek kişi hakkında bir mesaj sayılmaz; saatlerce izlemiş olsan da o kişi sana yabancı olmaya devam ediyor.
Tanınmış biri her evde başka bir şey ifade eder. Her pazar akşamı aynı oyuncuyu izleyerek büyümüş biri, şöhretin sıradan olduğu bir sektörde çalışan biri ve ünlü kültürünü biraz gülünç bulan biri, aynı yüzden üç ayrı rüya üretir. Ekran üzerinden kurulan tek taraflı yakınlık gerçek bir histir ve rüya o hissi malzeme olarak kullanır; bu, o kişiyi tanıdığın anlamına gelmez. Aynı sebeple, rüyada o kişinin ağzından çıkan cümleler de ona değil sana ait sayılır. Söylenen şey aklında kaldıysa, kimin söylediğinden çok cümlenin kendisine bakmak daha çok iş görüyor.


