Bu rüyalardan sabaha kalan şey nadiren olay örgüsü olur; kalan şey histir ve bütün bir günün üstüne oturup her şeyi boyayabilir.
Bu rüyalardan sabaha kalan şey nadiren olay örgüsüdür. Kalan şey his ve bu his şaşırtıcı ölçüde canlı olabilir, bütün bir günün üstüne oturabilir. Geleneksel yorum rüyayı kişiyle değil istemekle ve ummakla ilgili sayıyor; karşındaki kişi büyük ölçüde kendi özleminin giydiği bir kostüm.
Bu rüyanın neden görüldüğünde gizemli bir taraf yok. Uyumadan önce en çok kimi düşünüyorsan rüyaya girme ihtimali en yüksek kişi odur ve hoşlanılan biri tanımı gereği o alanın büyük kısmını kaplar. Yorumcular bunu verili kabul edip rüyanın sana nasıl davrandığına bakıyor. Sıcaklık ve rahatlık umutla ilişkilendiriliyor. Görmezden gelinmek ya da geri çevrilmek, karşı taraf hakkında bir bilgi değil senin kendi tereddüdün diye anlaşılıyor. Rüyanın hemen bir mesaj atma isteği doğurması da çok yaygın; yorumcuların buna dair tek söylediği şey, o isteğin rüyadan değil zaten orada duran bir istekten geldiği. Uyandığında kalan hissi not etmek, rüyanın olayını hatırlamaya çalışmaktan daha çok işe yarıyor.
Hiçbir gelenek, birini rüyanda görmenin o kişinin de seni rüyasında gördüğü anlamına geldiğini iddia etmiyor; hoş bir fikir olmasına rağmen ciddiye alınabilecek hiçbir kaynakta karşılığı yok. Rüya sana ait ve senin malzemenden yapılmış. Anlamın durduğu yer, o kişiyi senin gözünde neyin çekici kıldığı: özgüven olabilir, güvende hissettirmesi olabilir, hayalini kurduğun bir hayat ya da düpedüz yenilik. Bu da onu tanıyan başka herkesin taşıdığından tamamen farklı çıkar. O kişiyi az tanıyorsan bu daha da belirgin oluyor, çünkü boşluğu doldururken kullandığın malzemenin tamamı sana ait. Hiç konuşmadığın birini yıllarca rüyanda görmek de bu yüzden mümkün ve bunun karşı tarafla hiçbir ilgisi yok.


