Dünya birkaç metreye iniyor. Sis tehlike olarak değil eksik bilgi olarak yorumlanır; seçim yapacak kadar ileriyi göremediğin bir dönem sayılır.
Sis rüyayı birkaç metrelik bir alana indiriyor ve yorumu da tam olarak bu: tehlike değil, bilgi eksikliği. Geleneksel okuma, seçim yapacak kadar ileriyi göremediğin ve alışılmış işaretlerin sustuğu bir dönem.
Yorumcular ne yaptığını sorar. Yürümeye devam etmek, emin olmadan ilerlemek diye okunur; eski kaynaklar bunu daha cesur hâl sayar. Durup dağılmasını beklemek bilerek ertelenmiş bir karar sayılır ve insanlar orada korkudan çok tuhaf bir sakinlik anlatıyor. Sise girerek araba kullanmak yol imgeleriyle birlikte ele alınır; görüş sorusunun yanına hız sorusunu ekler.
Geri dönmek de bir seçenek ve az anlatılmıyor. Girdiğin yerden çıkmayı denemek eski kaynaklarda korkaklık sayılmaz; aksine bilmediği yere girmemeyi tercih eden kişinin tutumu diye geçer. Bu üç hâl arasında en çok konuşulanı ise durup beklemek, çünkü insanlar orada zamanın nasıl geçtiğini kestiremediklerini söylüyor.
Kurtarılmaya değer ayrıntı, içinde bir şey olup olmadığı. İnsana dönüşen şekiller, yarım tanıdığın bir bina, kaynağı olmayan bir ses; her biri yorumu başka yere götürür. Hiçbir şey gizlemeyen sis genelde içindeki tek bir şey hakkında değil, dönemin kendisi hakkında bir belirsizlik sayılır. Sisin içinde birini kaybetmek sık anlatılıyor ve gelenek bunu o kişinin başına bir şey gelmesi değil, araya mesafe girmesi diye alır.
Kovalanmanın ya da geç kalmanın aksine sis neredeyse kimseyi uyandırmıyor. İnsanlar onu boğuk ve ağır anlatıyor; bu doku, uzun ve muğlak bekleyişlerden sonra bildirilmesinin de sebebi: gelmeyen bir sonuç, başkasının elinde duran bir karar, hâlâ açık bir başvuru. Sisin sıradan hava olduğu bir yerde yaşıyorsan imge pencereden içeri girmiş olabilir ve dışarıda sana ne hissettirdiği, herhangi bir maddeden daha çok belirler.
Bu imgeyi sabaha taşımanın kolay bir yolu da var: uyanır uyanmaz hangi cümlenin aklına geldiğini yazmak. Sisli rüyalar görüntü olarak zayıf ama duygu olarak berrak kalıyor ve o duygu ilk on dakikada siliniyor. Yorum yapacaksan da elinde bir resim değil, bir hâl bulunacak.


