Dünyanın her yerinde en çok bildirilen rüyalardan biri ve son sınıftan yıllar sonra bile gelmeye devam eden, çalışılmamış bir sınav sahnesi.
Okulu bitireli yirmi yıl olmuş insanlar hâlâ uykuda hiç çalışmadıkları sınavlara giriyor. Dünyanın her yerinde en çok bildirilen rüyalardan biri bu ve yerleşik okuma şöyle: rüya okulla değil ölçülmekle ilgili. Dekor ödünç alınmış, taşıdığı duygu ise bugüne ait.
Resmî değerlendirmeyle çoğumuz ilk kez okulda tanıştık ve sözlüğü o verdi: bir salon, bir saat, bir kâğıt, panoya asılan ya da sesli okunan bir sonuç. Gelenek buradaki sınıfı konu değil dekor sayar. Eğitiminden gayet memnun, geride hiçbir hesabı kalmamış insanların bu rüyayı bu kadar sık görmesinin sebebi de bu. Bir başka ortak yan da salonun hep tanıdık olması; çoğu insan kendi eski okulunu, hatta oturduğu sırayı tarif ediyor.
İstisna, okul yılları gerçekten zor geçmiş olan kişidir; hastalık, şehir ya da ülke değiştirmek veya kendisine haksızlık eden bir değerlendirme düzeni yüzünden. O kişi buradaki genel anlatının kapsayamayacağı bir malzemeyle çalışıyor ve işine yarayacak yorum, kendi ölçülme deneyiminden kurulan yorumdur.
Anlatılar performans değerlendirmesi, iş görüşmesi, yeni bir görev, ehliyet sınavı, meslek belgeleri ve izlenerek yapılan her işin ilk haftaları etrafında toplanıyor. Türkiye'de ayrıca çocukları sınava girecek anne babaların bu rüyayı çocuklarından önce gördüğü sık anlatılan bir durum. Bunların hiçbiri kural değil; hiçbir sebebi olmayan sakin bir ayda bu rüyayı gören de çok. Şunu da eklemek gerek: rüya, uyanık hayatta hazırlıksız olduğunun kanıtı değil. Son derece yetkin insanlar bunu sürekli görüyor, çoğu zaman da ertesi gün bir işi gayet iyi yapacakları gecede.


