Bu rüyalardaki çocuk çoğu zaman yarı tanıdıktır ve gelenek o figürü gerçek bir kişi değil, rüyayı görenin bir parçası olarak okur.
Bu rüyalardaki çocuk çoğu zaman yarı tanıdıktır: tanıdığını hissettiğin ama bir türlü yerleştiremediğin biri, arada bir de yedi sekiz yaşındaki halin. Yorumcular bu figürü uzun zamandır gerçek bir kişi olarak değil, senin hâlâ ilgi isteyen genç bir yanın olarak okuyor.
Çocuk açıkça sensen, okuma genelde kendi geçmişinin tamamlanmamış bir parçasıyla ilgili oluyor. İnsanlar bu rüyaları erken hayattan bir şeyi yankılayan değişimlerde anlatıyor: taşınmak, yeni bir yere başlamak, anne baba olmak, anne babayı kaybetmek. Geleneksel bakış geçmişin tekrarlandığını söylemez; yetişkin gözlerle daha eski bir halinle karşılaştığını söyler.
Tanımadığın bir çocuğa bakmak yaygın olarak sorumluluk diye anlaşılıyor, özellikle de bırakılamayan türden sorumluluk. Bir çocuğu markette ya da terminalde gözden kaybetmek en çok üzen hallerden biri ve genelde takip etmen gereken bir şeyle ilgili kaygıya bağlanıyor. Ebeveynler bunu sürekli görüyor ve hiçbir yorumcu gerçek bir çocuk hakkında bir uyarı saymıyor. Bu daha çok bir prova gibi işliyor; kaygılı rüyaların büyük bölümü zaten öyle görünüyor. Yeni doğmuş bir bebeğin evde olduğu haftalarda bu rüyalar belirgin biçimde artıyor ve bunun sembolle değil, bölünmüş uykuyla ilgisi var. Çocuğa yetişememek, elini bırakmak ya da kalabalıkta ondan ayrı düşmek de aynı grupta duruyor.
Bütün gün çocuklarla çalışan biri, yıllardır çocuk isteyen biri, kesin olarak istemediğine karar vermiş biri ve kendi ilk yılları zor geçmiş biri, aynı görüntüye bambaşka malzeme getiriyor. Bu kişisel ağırlık, bulacağın her standart yorumun üstünde duruyor. Rüyadaki çocuğun kaç yaşında olduğu da işe yarayan bir ipucu; insanlar sık sık o yaşın kendi hayatlarında bir şeyin değiştiği yıla denk geldiğini fark ediyor.


