Rüyada tek başına pek görünmüyor; yanında bir ev, bir koltuk ve mutfağın kokusu da geliyor, anlatılar da en çok bunları tutuyor.
Büyükanne rüyaya nadiren yalnız giriyor. Yanında bir ev geliyor ve anlatanlar odayı, pişen yemeği, belli bir koltuğu ve ellerinin dokusunu söylediği herhangi bir cümleden çok daha canlı hatırlıyor. Türkçede bu figürün iki ayrı adı var, anneanne ve babaanne, ama tabir geleneği ikisini genelde aynı yere koyuyor: süreklilik, hanenin ve hikâyelerinin sürdürülmesi, istenmeden gelen ilgi.
Anlatılarda en sık geçen sahne yemekle ilgili: bir şey pişiriyor, sofraya bir şey koyuyor ya da yemen için ısrar ediyor. Eski tabir kitapları bunu bolluk ve doyurulma diye okuyor. Daha yeni okumalar ise ilginin nasıl gösterildiğine bakıyor, çünkü pek çok evde sevgi zaten böyle söyleniyor.
Eski kitaplar bu figürü evle bağlıyor, ama sebebi büyükannelerin özünde öyle olması değil, o kitapların yazıldığı hanelerin öyle kurulmuş olması. Kural diye değil tarih diye okumakta fayda var. Pek çok kişinin büyükannesi dükkân işletti, tarlaya gitti, tek başına göç etti ya da savaş yıllarında bir aileyi ayakta tuttu; rüyadaki figür de genel geçer bir önlüğü değil o hayatı taşıyor.
Çok sayıda kişi kendisine bir şey söylendiğini anlatıyor. Bir sakınma, bir talimat, cevaplayamadıkları bir soru. Halk geleneği bunu kuşaklar boyu aktarılan yol göstericilik sayıyor; daha modern okuyucular ise kişinin kendi sesini, dinlemeye razı olduğu bir ağızdan duyması olarak alıyor. Her iki durumda da söyleneni kendi başına düşünmeye değer, uymaya değil. Konuşmanın içeriği zaten çoğu zaman uyanan kişinin son haftalarında bir yerlerde duruyor.
Rüyandaki kadın kitaptaki örnek değil. Büyükannesinin elinde büyüyen için o koltukta bir anne oturuyor. Büyükannesi mesafeli olan ya da onunla hiç tanışmamış biri içinse orada bir yokluk oturuyor, ve yokluk bambaşka okunuyor. Aradan geçen zaman da yorumu değiştiriyor; kimi kişi aynı figürü çocukluğundaki gibi, kimi kişi son gördüğü hâliyle anlatıyor. Önce kendi geçmişini al, genel anlamlar arkadan gelsin.


