Uyandıktan sonra da acıtmaya devam eden az sayıdaki rüyadan biri; yorumcular bunu güven ve öz değerle ilişkilendirir, kimse gerçek bir kanıt saymaz.
Uyandıktan sonra da acıtmaya devam eden az sayıdaki rüyadan biri budur; insanlar sabahın yarısını hiçbir şey yapmamış bir partnere sessizce kızarak geçirebiliyor. Geleneksel yorum bu konuda neredeyse hemfikir: imge güvenle, kendine biçtiğin değerle ve yerine başkasının geçmesi korkusuyla ilgili, uyanık hayatta olan bir şeyin delili değil.
Rüyada duygu, görüntülerin seyreldiği gibi seyrelmiyor. Sahnenin yalnızca bir parçasını hatırlıyor olabilirsin ama ihanet hissi tam kuvvetinde geliyor ve beden buna gerçeğe verdiği tepkinin benzerini veriyor. Sahnenin ayrıntısı çoğu zaman saçmadır, yüz bile net değildir; buna rağmen his eksiksiz gelir. Mekanizmayı bilmek sabahı hoş hale getirmiyor ama bir şeyi kanıtlamış gibi duran rüyanın aslında hiçbir şey kanıtlamadığını açıklıyor.
Eski yorumcular imgeyi aşktan çok yer kaybetme korkusuna bağlar. İnsanların en çok anlattığı tetikleyiciler arasında partnerin çok yoğun yeni bir işe başlaması, bir süre uzakta kalınması, önceki bir ilişkiden kalan aldatılmışlığın yeniden canlanması ve kendini çekici bulmadığın dönemler var. Rüya, ilişkisi olmayan insanlara da geliyor; orada genelde arkadaşlığa, işe ya da aileye yapışıyor. Bazı okumalarda mesele partnerin gitmesi değil, senin dikkatinin başka yerde olması. Rüyanın kimi zaman kendini aldatırken görmek biçiminde gelmesi de aynı kapıya çıkıyor; bu hal genelde suçlulukla değil, bir yerde kendini kısıtlanmış hissetmekle ilişkilendiriliyor. Sahnede kimin olduğu ise çoğu zaman rastgele, yani tanımadığın bir yüz de partnerin de aynı şeyi taşıyabilir.
Tekrarlanmaya değer hiçbir yorum geleneği bu rüyayı bir tespit yöntemi saymaz. Bir sır açığa çıkarmaz, bir şüpheyi doğrulamaz ve kanıt gibi kullanmak epeyce gereksiz zarar vermiştir. Altında gerçek bir endişe varsa yol konuşmaktan geçiyor ve o konuşma rüyayla açılmadığında daha iyi gidiyor. İmgenin senin için ne anlama geldiği, hayal kırıklığı geçmişine bağlı; aynı rüyayı gören iki kişiden birinin öğlene kalmadan unutması, diğerinin bir türlü unutamaması bu yüzden.


