Bu sayfadaki taşların birkaçının yolculukla ilgili inanışları vardır; önünde bir yol uzanırken en mutlu olan bir ateş burcu için bu çok uygun. Yay çoğu zaman aklındakini, sözlerini yumuşatmaya fırsat bulmadan söyleyiverir; modern taş anlatılarının doğrulukla ve sakin konuşmayla eşleştirdiği lapis lazuli ve sodalit bu yanı dengeler. Geri kalanlar daha sessiz bir zayıflık içindir: coşkuyla başlayıp geç biten, hatta hiç bitmeyen büyük planlar.
Yola çıkarken turkuaz ile ametist yolcuların ikilisidir: ortaçağ yazarlarına göre turkuaz atlıyı düşüşte yaralanmaktan korurdu, günümüz kristal geleneği ise ametisti yolculuk çantasına yatıştırıcı bir taş olarak yerleştirir. Lapis lazuli açık sözlülük üzerine kurulan dostluklarla ve kitaplardan değil yaşayarak edinilen bilgelikle bağdaştırılır; sodalitin ise hiddetlenmeden açıkça itiraz edebilecek sakinliği verdiği söylenir. Bir plan sürüncemede kalmaya başlarsa topazın hedefi yalın bir dille koymanıza, kristal rehberlerinin tanıdık olmayan durumlar için topraklayıcı taş saydığı kaplan gözünün de onu gözden kaçırmamanıza yardım ettiğine inanılır. Akik ise sizi gerçeğe döndüren taştır: iyimserlik koca bir işi gözünüzde küçülttüğünde, işlerin aslını görmenizi sağladığı söylenir.
Bir gezi ya da proje koltukta otururken kolay görünüyorsa, ince bir akik dilimini güzergâh taslağının üstüne koyun, çizgilerini birer yokuş olarak okuyun ve evet demeden önce gerçek gün sayısını çıkarın. Enine kesildiğinde bu taş, yürüyüş haritalarındaki eş yükselti eğrilerine benzer; gözü ufukta olup yoldaki tepeleri atlayan bir burç için yerinde bir benzetme. Eski taş kitapları, akiğin takanı tehlikeden koruduğunu ve her engeli aşmasına yardım ettiğini söyler; engebeli yolda işe yarar bir armağan.
Akik, doğada en çok renk çeşidiyle karşımıza çıkan süs taşlarından biridir. Kırmızı, gri, beyaz, mavi, kahverengi ve yeşil tonlarında bulunur; bu renkler çoğu zaman iç içe geçmiş bantlar halinde dizilir ve her parçaya kendine özgü bir desen kazandırır. Katmanları kimi örneklerde yarı saydam, kimilerinde tamamen mattır. Adı geleneksel olarak Sicilya'daki Achates ırmağına bağlanır; Plinius, taşın ilk kez bu ırmağın yakınlarında bulunduğunu yazar.
Akik, çok eski çağlardan beri yalnızca takı taşı olarak değil, süs eşyası ve muska olarak da kullanılmıştır. Yüzük, kolye, mühür ve küçük heykelcikler yapılmış; sert ve dayanıklı olduğu için eski parçaların çoğu günümüze iyi durumda ulaşmıştır. Kadim kültürlerde uğursuzluğu uzak tuttuğuna inanılan koruyucu bir taş sayılmıştır.
Taş geleneğinde akik, sakinleştirici tarafı güçlü taşlardan kabul edilir ve iç dengeyi toparlamak isteyenlerin sıkça başvurduğu bir taştır. Renk ve desenine göre ayrılan türlerinin eskiden farklı amaçlar için kullanıldığı aktarılır. Plinius adlandırılmış çok sayıda türünü sayar; Albertus Magnus'a atfedilen on altıncı yüzyıl tarihli bir sırlar kitabı ise siyah üzerine beyaz damarlı ya da bütünüyle beyaz akikleri öne çıkarır.
Akik taşının özellikleri
• Geleneksel olarak taşıyanı tehlikeden koruduğuna ve zor koşullarda yolunu bulmasına yardım ettiğine inanılır.
• Eski Avrupa geleneğinde akik, hoş rüyalar ve huzurlu bir geceyle ilişkilendirilir.
• Modern kristal geleneğinde olaylara serinkanlı bakmayı ve gerçeği olduğu gibi görmeyi kolaylaştırdığı söylenir.
• Rönesans dönemi taş yazarı Camillo Leonardi, akiklerin sahiplerine zafer ve güç verdiğini söyler.
• Yorucu bir günün sonunda sıcaklık ve rahatlık hissi verdiğine, biriken gerginliğin gevşemesine yardım ettiğine inanılır.
• Günümüz kristal rehberlerine göre fazla enerjiyi dışarı attığı söylenir; bu yüzden yoğun dönemlerde ona başvuranlar olur.
• Halk inancında insanlarla ilişki kurmayı ve yeni bir çevreye alışmayı kolaylaştırdığı söylenir.
• Cesaret veren bir taş sayılır; korkuların üzerine gitmekte destek olduğu düşünülür.
• Kristal rehberlerine göre düşünce berraklığını ve bir sorunu adım adım mantıkla çözme becerisini güçlendirir.
• On birinci yüzyılda Rennes Piskoposu Marbode, akiklerin sahibini sevimli ve ikna edici kıldığını yazmıştır.
• Plinius, Pers büyücülerinin fırtınaların önünü almak için akik yaktığını aktarır.
• Yüzyıllardır nazara karşı takılmıştır; ilk göze çarpan taş olduğu için olumsuz etkiyi üzerine aldığı anlatılır.
• Sıcak ve canlı enerjisi sayesinde kötü günlerde olayların iyi tarafını görmeyi kolaylaştırdığı düşünülür.
• Eski Mısırlıların kıyıdan topladıkları bantlı akikleri tılsım olarak kullandığı aktarılır.
• Çağdaş kristal anlayışında neşe ve iç huzur veren taşlar arasında sayılır.
Akik, yeryüzüne ait bereketi ve ayakları yere basan bir gücü simgeler. On altıncı yüzyıl bilgini Girolamo Cardano, akiklerin sahiplerini ölçülü ve temkinli kıldığını, bu yüzden servet edinmek için yararlı olduğunu savunmuştur. Günlük hayatta istikrar, sükûnet ve güven duygusu arayanlar bu taşa daha çok yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 6.5 - 7
Kimyasal Yapısı: SiO₂
Özgül Ağırlığı: 2.60 - 2.64
Çakralar: Kök, Sakral, Kalp
Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Boyanmamış akik ışığa dayanıklıdır; boyalı akik güçlü güneşte solabilir, aseton ya da alkol gibi çözücülerle rengini kaybedebilir.
Bavulları bırakıp doğruca keşfe fırlayan Yay'a uzun yolculuk tam o anda faturasını sunar. Günümüz kristal geleneği ametisti, huzurlu bir yolculuk için rahatlatıcı bir taş olarak seyahat çantasına koyar. Uzun bir etabın ardından tuttuğunuz odanın masasına taşı koyun, bir bardak suyla oturun ve ilk gezintiye çıkmadan önce ona tam on dakika tanıyın; şehir bir yere kaçmaz.
Ametist, kuvarsın mor renkli çeşididir ve dünyanın en kolay tanınan süs taşlarından biridir. Rengi açık leylaktan neredeyse şarap moruna kadar uzanır; bu rengi kristal içindeki az miktarda demir verir. Adı Yunancadan gelir ve kabaca "sarhoş olmayan" anlamını taşır; eski anlatılarda taşın fazla şarabın etkisinden koruduğuna inanılırdı.
Birçok kıtada çıkarılır ve rengine, geldiği bölgeye göre farklı ticari adlarla anılır. Başlıca yatakları Brezilya, Uruguay, Bolivya, Arjantin, Rusya, Zambiya ve Namibya'dadır. Günlük kullanıma dayanacak kadar sağlam olduğundan yüzüklerde, kolye uçlarında, bilekliklerde ve dekoratif parçalarda yüzyıllardır tercih edilir. Uzun süre doğrudan güneş altında kalırsa mor rengin soluklaştığı bilinir, bu yüzden vitrin ve pencere önü sergilemesinde dikkat istenir.
Taş geleneğinde ametist hem canlandıran hem yatıştıran bir kristal sayılır. Güç verdiğine, keyfi ve iç huzuru desteklediğine inanıldığı için özellikle stresli ve yorucu ortamlarda gün boyu yanında taşınır. Halk inancında ametistli takının tene değmesi istenir; ham, işlenmemiş parçalar ise evde ya da çalışılan yerde bir köşeye konur. Taşın zaman zaman arındırılması gelenektendir: bir gün boyunca kuru toprağa gömmek ya da kısa süre temiz suda bekletmek en bilinen yöntemlerdir.
Ametist taşının özellikleri
• Eski inanışa göre çevredeki olumsuz etkilere karşı bir kalkan görevi görür.
• Modern kristal geleneğinde günün sonunda huzursuz zihni dinginleştirdiği söylenir.
• Ayıklık taşı olarak eski şöhretinden yola çıkan kristal geleneği, bıkılan bir alışkanlığı bırakmaya çalışanlara destek olduğunu söyler.
• Düşünce berraklığını ve zihin çevikliğini desteklediği kabul edilir.
• İbranice adı, taşın rüya ve görü getirdiğine dair eski bir inanışı düşündürür.
• Modern kristal geleneği onu bir sezgi taşı sayar; başkaları hakkındaki ilk sezgiyi keskinleştirdiği düşünülür.
• Eski bir Arapça rüya yorumu kitabı, rüyada ametist görmeyi zarardan kurtulmak diye yorumlar.
• İnanışa göre öfkeyi yatıştırır ve ani tepkileri dizginlemeye yardım eder.
• Gerginliği ve stresi yumuşatan bir etkisi olduğu düşünülür.
• Geleneksel olarak enerji verdiği ve harekete geçme isteğini artırdığı söylenir.
• İç huzur ve gönül dinginliği taşı sayılır.
• Her gün takıldığında nazardan ve başkalarının olumsuz enerjisinden koruduğuna inanılır.
• Ham parça halinde bulunduğu odanın ağır enerjisini emdiği, iyi enerjiyi ise geri verdiği aktarılır.
• Kristal uygulamalarında etkilerini karşılıklı güçlendirmek için sıklıkla pembe kuvarsla birlikte kullanılır.
Ametist, aklıselimi, ölçülü olmayı ve dinginliği simgeler. Günlük koşuşturmada sükûnet arayanlar, zorlayıcı ortamlarda çalışanlar ve yanında yumuşak, düzenli enerjili bir taş taşımak isteyenler bu taşı seçer. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 7
Kimyasal Yapısı: SiO₂
Özgül Ağırlığı: 2.65
Çakralar: Üçüncü göz, Taç
Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Bazı ametistler uzun süreli güçlü ışıkta solar, bu yüzden doğrudan güneşte bırakmayın; ısıdan, buhardan ve ani sıcaklık değişimlerinden de uzak tutun.
Kristal geleneği kaplan gözünü cesaret ve irade taşı sayar. Bu burçta cesaret nadiren eksik kalır; en son planlanan şey dönüş yoludur ve cesur bir yolculuk iki yarıya da muhtaçtır: gidişe de, dönüşe de. Küçük bir parçayı pasaportunuzla dönüş biletinizin durduğu cüzdana koyun; böylece belgelerin her kontrolü aynı zamanda eve dönen yolun hatırlatması olur.
Kaplan gözü, kuvars grubundan gelen ve doğal taş geleneğinde uzun zamandır değer gören bir taştır. Koyu kahverengi zemini kesen altın sarısı ve bal rengi şeritleri vardır; cilalandığında ipeksi bir parlaklık kazanır ve taş çevrildikçe bu parlaklık ince bir ışık şeridi gibi yüzeyde kayar. Hareket eden bu ışık, kaplanın daralmış göz bebeğini andırdığı için taş bu adı almıştır.
En bilinen yatakları Avustralya, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Myanmar'dadır. Ham madde çoğunlukla kuyumculukta kullanılır: yüzük, kolye ucu ve bileklik yapılır, genellikle gümüşe oturtulur; düz cilalanmış parçaları ise çoğu kişi cebinde taşır. Değerini ham maddenin kalitesi belirler, bu yüzden göze benzer görünen iki parçanın fiyatı belirgin biçimde farklı olabilir.
Taş geleneğinde kaplan gözü bağımsızlık ve iç denge taşı sayılır. Duyguları toparlamaya yardım ettiğine, düşünceleri yatıştırdığına ve zor anlarda serinkanlılığı korumayı kolaylaştırdığına inanılır. Kristal rehberlerine göre en çok sakinleşmek isteyenlere ve gündelik kararlar için cesaret toplayanlara iyi gelir, bu yüzden bedene yakın taşınması adettir.
Kaplan gözü taşının özellikleri
• Bazı yörelerde nazarı uzak tuttuğuna inanılır; göze benzeyen taşlar nazar inancıyla hep ilgi görmüştür.
• Modern kristal geleneğinde tanımadığı durumlarda topraklayıcı bir taş olarak taşınır.
• Cesaret verdiği ve yolunu kaybetmiş hissedildiğinde hedefi hatırlattığı düşünülür.
• Taş geleneğinde karşılıklı güveni pekiştirdiği için sevilen birine güzel bir armağan sayılır.
• Ruh halini dengelediği ve inatçılığı yumuşattığı, böylece durumu sakin değerlendirmeyi kolaylaştırdığı kabul edilir.
• Güç ve sebatla ilişkilendirilir; engellere rağmen kararlılığı beslediği söylenir.
• Hayatında büyük değişiklikler planlayanlara destek olduğuna inanılır.
• Günümüz kristal rehberlerine göre, bir işe başlayanlara ya da hesaplı bir risk alanlara önerilir.
• Doğuda, kedi gözü gibi hareketli ışık çizgili taşların şans getirdiğine inanılırdı.
• Kendi ayakları üzerinde durmayı desteklediği ve başkalarının görüşüne aşırı bağımlılığı azalttığı düşünülür.
• Çağdaş kristal anlayışında irade gücüyle ve kolay bir kestirmeye direnmekle ilişkilendirilir.
• Sinir gerginliğini yatıştırdığına ve gevşeme hissi verdiğine inanılır.
• Halk inancında her gün takan kişiye hafiflik ve atılganlık kattığı söylenir.
Kaplan gözü cesareti, kendi ayakları üzerinde durmayı ve iç dengeden gelen sükûneti simgeler. Genellikle özgüvenini güçlendirmek, duygularını toparlamak ve zorlu işlerde sebatını korumak isteyenler bu taşı seçer. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 6.5 - 7
Kimyasal Yapısı: SiO₂
Özgül Ağırlığı: 2.58 - 2.64
Çakralar: Sakral, Güneş sinir ağı
Bakım: Ilık su ve yumuşak fırçayla temizlenir, iyice kurulanır. Rengi değiştirebilen güçlü ısıdan ve boyalı parçaları soldurabilen uzun, güçlü güneşten kaçının.
Sert gerçekler Yay'ı ürkütmez, asıl sorun söyleyiş biçimidir, çünkü sözler bazen nezaketten önce yetişir; modern kristal geleneğinde lapis lazuli, sakin ve dürüst konuşmanın mavi taşıdır. Güç bir mesaj yazarken taşı telefonun yanına bırakın, gönder tuşuna basmadan önce taslağı bir kez yüksek sesle okuyun ve yalnızca karşınızdakine yüz yüze söyleyebileceğiniz gibi duyuluyorsa gönderin.
Lapis lazuli, dünyanın en eski süs taşlarından biridir. Binlerce yıldır takı, mühür ve küçük dekoratif eşya yapımında kullanılmış; özellikle Eski Mısır'da çok değerli sayılmış ve firavun takılarını süslemiştir. Yalnızca mavi tonlarında bulunur: açık mavimsi bir tondan derin, doygun lacivert bir renge kadar uzanır. Kesin olarak söylemek gerekirse tek bir mineral değil, birkaç mineralin birleşmesiyle oluşmuş bir kayaçtır ve karakteristik rengini de bu minerallere borçludur.
Yüzeyinde genellikle altın renginde, metalik parlaklıkta ince tanecikler görülür. Bunlar altın değil, kayacın içine yerleşmiş ayrı bir mineral olan pirittir. Belirgin pirit parıltısı olan parçalar daha değerli sayılır, buna karşılık beyaz kalsit damarları taşın değerini düşürür. Piritin varlığı, piyasadaki çok sayıda taklitten doğal lapisi ayırt etmeye de yardım eder. Taş gözenekli olabildiği ve bazen mumlanıp boyandığı için uzun süre ıslatılmamalıdır; en güvenli temizlik yumuşak bir bez ve ılık sabunlu sudur.
Taş geleneğinde lapis lazuliye serin ve yatıştırıcı, konuşmayla, öğrenmeyle ve berrak düşünmeyle ilişkilendirilen bir enerji atfedilir. Genellikle tene yakın bir takı olarak taşınır.
Lapis lazuli taşının özellikleri
• Düşünceleri açık ifade etme becerisini güçlendirdiğine ve anlaşmayı kolaylaştırdığına inanılır.
• Aelianus, eski Mısır'ın başyargıcının lapis lazuliden kesilmiş bir Hakikat (Maat) figürü taşıdığını kaydeder.
• Mısırlı ustalar lapis lazuliyi, sahibini yaşamda ve ölümden sonra korumak için skarabe, kalp ve Horus gözü biçimlerine oyardı.
• Babil'de bir ilahi, ay tanrısı Sin'i lapis lazuli gibi parlak diye över; Ur'un kraliyet mezarları bu taşla doluydu.
• Mançu imparatoru, Cennet Tapınağı ayinlerinde lapis lazuli süsler takardı.
• Günümüz kristal geleneğinde dağınık düşünceleri toparladığı ve onlara yön verdiği söylenir.
• Ortaçağ astroloji listelerinde lapis lazuli Venüs'e verilir.
• Uzun süredir ertelenen işlerin üzerine gitmeye yardım ettiği kabul edilir.
• Gerçeğe yönelme isteğini ve kişinin kendine karşı dürüstlüğünü beslediği söylenir.
• İnanışa göre huzursuzluğu azaltır ve yaşam enerjisi duygusunu geri getirir.
• Eski bir rüya listesi, rüyada lapis lazuli görmeyi sadık aşk diye yorumlar.
• Gökyüzü kadar mavi taşların karanlık ruhları uzaklaştırdığına, aydınlık ve bilgelik ruhlarının hoşnutluğunu kazandırdığına inanılırdı.
• Sezgiyi keskinleştirdiğine ve durumu isabetli değerlendirmeyi kolaylaştırdığına inanılır.
• Taş geleneğinde kendi fikrini açıkça söylemeye cesaret verdiği söylenir.
Lapis lazuli gerçeğin, bilgeliğin ve içten sözün simgesi sayılır. Genellikle sesiyle ya da kalemiyle çalışanlar, öğrenciler, zorlu görüşmeler yürütenler ve kendi düşüncelerinde düzen arayanlar bu taşa yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 5 - 6
Kimyasal Yapısı: (Na,Ca)₈(AlSiO₄)₆(SO₄,S,Cl)₂
Özgül Ağırlığı: 2.50 - 3.00
Çakralar: Boğaz, Üçüncü göz
Bakım: Yumuşak bezle ve ılık sabunlu suyla temizleyip kurulayın; suda bekletmeyin. Buhar, ultrasonik temizleyici, asit, aseton, alkol ve ısı rengi bozar, boyayı ve mumu sıyırabilir.
Karar veremeyen bir grupta, herkesin içinden geçirip dile getirmediği şeyi söyleyen çoğu zaman Yay olur. Modern kristal geleneği sodaliti sakin, dürüst konuşmayla ve sevilmeyen bir görüşü öfkelenmeden dile getirme cesaretiyle ilişkilendirir. Bir sonraki planlama akşamında masanın ortasına bir parça bırakın, itirazınızı tek cümleyle ve yalnızca bir kez söyleyin, sonra dinleyin.
Sodalit, çivit tonlarına kaçan derin lacivert rengiyle tanınan doğal bir taştır; yüzeyi çoğu zaman daha açık, beyazımsı damarlarla kesilir. Mineral olarak klor içeren bir sodyum alüminosilikattır ve magmatik kayaçlar içinde oluşur. Rengi nedeniyle lapis lazuli ile karıştırılır, oysa sodalit ayrı bir mineraldir; lapis lazuli ise sodalit grubu mineralleri, kalsit ve çoğu kez pirit içeren bir kayaçtır ve sodalitte lapisin altın renkli pirit taneleri nadiren görülür. Başlıca yatakları Kanada, Namibya ve Brezilya'dadır; adını içerdiği sodyumdan alır ve ilk kez 1811'de Grönland'dan tanımlanmıştır.
Sodalit orta derecede yumuşak ve kırılgan bir taştır; sert taşlarla çizilmemesi için ayrı saklanmalıdır. Bakımı basittir: yumuşak fırça, hafif sabun ve ılık suyla temizlenir.
Modern kristal geleneğinde sodalit, sakin zihin ve düşünceyi açık ifade etme taşı sayılır. Çalışma masasına konduğunda düşüncelerin daha kolay toparlandığı söylenir. Boyunda taşınması da yaygındır.
Sodalit taşının özellikleri
• Kunz'un 1913 tarihli ülke taşları listesi sodaliti Kanada'nın karakteristik taşı olarak gösterir.
• Zihindeki uğultuyu yatıştırdığına ve asıl önemli olana odaklanmayı kolaylaştırdığına inanılır.
• Hedefleri net biçimde belirlemeye ve onları kararlılıkla sürdürmeye yardım ettiği söylenir.
• Modern kristal geleneğinde duygusal dinginlik ve daha nesnel bir bakış kazandırdığı söylenir.
• Kristal rehberleri, duygularını anlatmakta zorlananlara onu kolye olarak taşımayı önerir; kelimeleri seçmeyi kolaylaştırdığına inanılır.
• Utangaçlığı azalttığı ve insan ilişkilerinde cesaret verdiği düşünülür.
• Günümüz kristal rehberlerine göre gündelik gerginliği düşürmek ve zor anlarda sakin kalmak için yanında taşınır.
• Galler Prensesi'nin Ontario sodalitini beğenmesi, Londra'daki Marlborough House'u süslemek üzere yaklaşık 130 ton taşın gönderilmesine yol açtı.
• Pratik konularda serinkanlı bakışı ve gerçeklikle bağ duygusunu güçlendirdiği söylenir.
• Çağdaş kristal anlayışında aynı anda kişinin kendi içiyle ve sezgisiyle bağını da derinleştirir.
• Uzun süreli odak isteyen zihinsel işlerde ve öğrenmede yardımcı sayılır.
• Kristal meraklıları arasında içten konuşmaları desteklediği ve yanlış anlaşılmaları gidermeye yardım ettiği söylenir.
• Yeni dönem taş geleneğinde yazarlar, sanatçılar ve diğer yaratıcı kişiler için bir tılsım sayılır.
Sodalit dinginliği, içten dürüstlüğü ve kendi sesiyle konuşma cesaretini simgeler. En çok sözle çalışanlar ve düşüncelerini düzene sokup duygularını daha rahat ifade etmek isteyenler bu taşa yönelir. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 5.5 - 6
Kimyasal Yapısı: Na₈(AlSiO₄)₆Cl₂
Özgül Ağırlığı: 2.14 - 2.40
Çakralar: Boğaz, Üçüncü göz
Bakım: Yumuşak fırça, hafif sabun ve ılık suyla temizleyip kurulayın. Ultrasonik ve buharlı temizleyiciden, asitten ve güçlü ısıdan kaçının; daha sert taşlardan ayrı saklayın.
Topazın adı, ateş anlamına gelen bir Sanskritçe sözcükten türemiş olabilir; Yay planları da ateşle başlar, zor kısım alevin küçüldüğü orta haftalardır. Daha yeni taş anlatıları bu taşı iradesi savrulmaya başlayanlara verir. O dönemi taşı masanızın bir ucuna, doğrudan güneşten uzakta koyarak başlatın ve planın gerçek bir parçasını bitirdiğiniz her seferde onu bir karış öbür uca doğru kaydırın; kenara yaklaştırmayın, topaz tek bir düzlem boyunca kolay yarılır ve sert bir çarpma yetebilir.
Topaz, taş geleneğinde etkisi güçlü kabul edilen bir mineraldir; eskilerin topaz dediği taş ise çoğunlukla peridottu. Geniş bir renk yelpazesi vardır: beyaz, gri, mavi, sarı, turuncu, kahverengi ve kırmızı olabilir; tamamen renksiz örneklerine de rastlanır. Sertliği yüksektir, ancak tek yönde kusursuz yarıldığı için sert darbede kırılabilir; bu yüzden korumalı bir yuvada, yüzükten çok kolye ucu ve broşta daha rahat dayanır.
Renksiz topaz elmasla karıştırılır, oysa ondan belirgin biçimde daha yumuşaktır ve ışığı farklı kırar. Rengi her zaman kalıcı değildir; bazı sarı-kahverengi taşlar ve işlenmiş örnekler uzun süre güneşte ya da ısıda solabilir. On sekizinci yüzyılda Brezilya topazının hafif ısıtıldığında pembeye döndüğü keşfedilmiş ve bu yöntem hızla yaygınlaşmıştır. Uzun prizmatik, saydam kristalleri parlaklığıyla dikkat çektiği için kuyumculukta çok sevilir. En değerli sayılanlar kırmızı, pembe ve imparatorluk topazı denen altın turuncu tonlardır; takıda en yaygın olanı mavidir, ama parlak mavi topazın çoğu ışınlanıp ısıtılmış renksiz taştır ve en nitelikli imparatorluk topazları bugün Brezilya'daki Ouro Preto'dan gelir.
Modern kristal geleneği topaza aydınlık ve düzenleyici bir enerji atfeder. Genellikle bedene yakın, yüzük, küpe ya da kolye ucu olarak takılır; gündelik zorluklarda içe ferahlık verdiği ve neşeli kalmaya yardım ettiği düşünülür. Evde dekoratif bir kristal olarak da bulundurulur, çevresine dinginlik ve bereket getirdiğine inanılır.
Topaz taşının özellikleri
• Beden ve zihin dengesini geri kazanmaya yardım ettiğine, tazelenme hissi verdiğine inanılır.
• Halk inancında saydam çeşitlerinin manevi gelişimi desteklediği söylenir.
• 1300'lerden 1600'lere Avrupalılar, topazın büyüyü bozduğuna ve öfkeyi dağıttığına inanırdı.
• Hindistan'da pek çok kişi, kalbin üzerinde taşınan topazın uzun ömür, güzellik ve zekâ getirdiğine inanmıştır.
• Modern kristal geleneğinde düşünce berraklığı ve dürüst niyet taşı diye anılır.
• Hızlı karar gerektiren ani durumlarda serinkanlılığı güçlendirdiği söylenir.
• İnanışa göre sezgiyi geliştirir ve düşünmeye vakit kalmadığında çözümü akla getirir.
• Baskıyla karşılaşanlara cesaret verdiği düşünülür.
• Eski bir doğum taşı dizesi, Kasım'ın topazını gerçek dostların ve sevgililerin simgesi sayar.
• Yetenekleri ve doğal becerileri geliştirmeye katkı verdiğine inanılır.
• On üçüncü yüzyıldan kalma bir inceleme, topaza oyulmuş bir şahinin kralların ve prenslerin iyi niyetini kazandırdığını yazar.
• Eski Yunanlıların topazın kendilerine güç verdiğine inandığı aktarılır.
• Mavi çeşidine bolluk ve varlık çektiği atfedilir.
• Modern kristal geleneğinde düşünceyi açıkça ifade etmeye ve zor konuşmalarda sakin kalmaya yardım ettiği söylenir.
Topaz zihin açıklığını, iç gücü ve kişinin kendine karşı dürüstlüğünü simgeler. Genellikle gerçeğe serinkanlı bakmayı önemseyenler ve içindeki cesaretle dinginliği birlikte güçlendirmek isteyenler bu taşı seçer. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 8
Kimyasal Yapısı: Al₂SiO₄(F,OH)₂
Özgül Ağırlığı: 3.49 - 3.57
Çakralar: Güneş sinir ağı, Boğaz
Bakım: Ilık sabunlu su ve yumuşak fırçayla temizlenir. Buhardan, ultrasonik temizleyiciden, ani ısı değişiminden ve sert darbeden kaçının. Uzun süreli güneş ve ısı, kahverengi ve işlenmiş taşları soldurabilir.
Turkuaz adını doğduğu yerden değil, geldiği yoldan alır: Avrupa'ya Türkiye üzerinden ulaştığı için Fransızlar ona Türk taşı demiş. Güzergâhı en az varış kadar önemseyen bir burca yakışan hikâye bu. Atlılar ve yolcular onu eskiden kazalara karşı yanlarında taşırdı. Adını yoldan almış bir taş yolculukta da rahat eder: el bagajınıza yumuşak bir bezle sarıp koyun, çünkü gözeneklidir ve sert güneşi sevmez.
Turkuaz, gök mavisinden canlı yeşile uzanan tonlarda, ışık geçirmeyen bir taştır. Kimi parçalar tek renk, kimileri altın sarısı, kahverengi ya da siyah ince damarlarla örülüdür; bu yüzden her örnek biraz farklı görünür. Adı Fransızcadan gelir ve kabaca Türk taşı anlamını taşır, çünkü Avrupa'ya ilk partiler Türkiye üzerinden ulaşmıştır.
Turkuaz bakır içeren sulu bir fosfat mineralidir; kuvars ailesiyle akrabalığı yoktur. Sertliği düşük ve yapısı gözeneklidir, yani yağı, parfümü ve teri emer; rengi kimyasallardan, kozmetiklerden ve yüksek ısıdan etkilenebilir. Bu nedenle takıda dikkatli kullanılması, parfüm ve deterjandan uzak tutulması, kesinlikle suda bekletilmemesi gerekir. Kuyumculukta Eski Mısır'dan beri kullanılmış; daha sonra İran'da, Tibet'te ve gümüşe oturtan Kuzey Amerika yerlileri arasında değer görmüştür. Doğal turkuaz seyrek ve pahalı olduğundan piyasada çok sayıda taklit ve boyanmış taş bulunur; uzmanların bile ayırt etmekte zorlandığı olur, bu yüzden alırken parçanın kaynağını sormak yerinde olur.
Taş geleneğinde turkuaza dinginlik ve gönül ferahlığı enerjisi atfedilir. Huzursuzluğu yatıştırdığına ve güç verdiğine inanılır. Genellikle tene yakın bir takı olarak taşınır; gümüşe oturtulmuş turkuaz, Amerika'nın güneybatısında yaklaşık 1880'den beri süren yerli gümüş işçiliğinin simgesi olmuştur.
Turkuaz taşının özellikleri
• Huzursuzluğu hafiflettiğine ve sinir gerginliğini boşaltmaya yardım ettiğine inanılır.
• Halk inancında yas tutanlara ferahlık verdiği söylenir.
• Modern kristal geleneğinde ani bir sarsıntının ardından dengeye dönmeyi kolaylaştırdığı söylenir.
• Pek çok eski gelenekte, rengini kaybeden bir turkuazın sahibi için kötü bir alamet olduğuna inanılırdı.
• Bilgelik taşı sayılır; sakin ve ölçülü düşünmeyi desteklediğine inanılır.
• Birçok kültürde nazara karşı muska olarak takılmıştır.
• Apaçi geleneğine göre bir yaya ya da tüfeğe bağlanan turkuaz, atışı tam hedefe götürürdü.
• İran'da Farsça adı zafer anlamına geldiği için uğurlu bir alamet taşı sayılmış, şans getirdiğine inanılmıştır.
• Pueblo halkları turkuazı kutsal bir taş sayar; ondan oyulmuş hayvan fetişleri bugün de yapılır.
• Uzlaşma taşı sayılır; insanlar arasındaki gerginliği yumuşattığı söylenir.
• Modern kristal geleneği, kendi ihtiyaçlarını içtenlikle anlatmayı kolaylaştırdığını aktarır.
• Ortaçağ yazarları turkuazın binici ya da yayayı düşme kazalarında yaralanmaktan koruduğunu söyler; Türklerin onu at koşumlarına muska olarak astığı da anlatılır.
• Kristal rehberlerine göre aşırı yüklenilen dönemlerde toparlanmaya yardım eder.
Turkuaz barışı, iç dengeyi ve korunmayı simgeler. Sükûnet arayanlar, zor bir dönemin ardından toparlananlar ve tarihi çok eskiye uzanan bir taşı sevenler ona yönelir; yumuşak bir taş olduğu için özenli kullanım ister. Anlatılan kullanımlar geleneklere ve halk inançlarına aittir, tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Sertlik Derecesi: 5 - 6
Kimyasal Yapısı: CuAl₆(PO₄)₄(OH)₈·4H₂O
Özgül Ağırlığı: 2.40 - 2.90
Çakralar: Boğaz, Kalp, Üçüncü göz
Bakım: Ilık sabunlu suyla temizleyin, iyice kurulayın; buhar ve ultrasonik temizleyici kullanmayın. Isı, çözücü, kozmetik ve ciltteki yağlar rengini bozar; işlenmiş parçalar ısıya ve çözücüye duyarlıdır.