Gelenek düşen suyu yıkım değil boşalma sayar; bir süredir tutulan bir şeyin, hızını kimsenin seçmediği bir biçimde nihayet hareket etmesi.
Eski tabirnameler şelaleyle seli kesin bir çizgiyle ayırır, oysa okurun kafasında ikisi çoğu zaman aynı torbada durur. Sel, suyun olmaması gereken yerde olmasıdır. Şelale ise suyun her zaman gittiği yere gitmesi; ürkütücü olan yalnızca hızı. Ayrım bu yüzden önemli: yorumcular düşen suyu yıkım değil boşalma sayar. Bir süredir tutulan bir şeyin nihayet hareket etmesi, üstelik hızını kimsenin seçmediği bir hareket.
Birine şelale rüyasını sor, sudan önce gürültüyü tarif eder. O uğultu ve durdurulamayacak kadar büyük bir şeyin yanında durma hissi, yorumların üzerine kurulduğu asıl malzeme. Altında durduğunu görenlerin çoğu yorgun ama hafiflemiş uyandığını söylüyor. Bu hem geleneksel okumaya uyuyor hem de en canlı rüyaların gecenin geç saatlerinde gelmesi gibi gayet sıradan bir gerçeğe.
Sesin bu kadar öne çıkması yorumun da yönünü belirlemiş. Görüntüsü ne kadar heybetli olursa olsun bu sahne, tabirnamelerde bir tehlike maddesi değil bir salıverme maddesi olarak durur. Suyun yüksekliği de anlamı pek değiştirmiyor; asıl fark, kişinin o gürültüyü rahatlatıcı mı yoksa bunaltıcı mı bulduğunda.
Sıradan sebebi de var. Açık bırakılmış bir musluk, banyodan gelen duş sesi ya da gece boyunca cama vuran yağmur, uykuda kolayca akan suya dönüşüyor. Hafif uykuda dışarıdan gelen düzenli bir uğultunun sahneye yerleşmesi çok yaygın; yorum aramadan önce bu ihtimali elemekte fayda var.
Yorumu şelaleden çok konumun değiştiriyor. Seyir terasından bakmak genelde fark edilmiş ama henüz gerçekten hissedilmemiş bir şey sayılır. Tam altında durmak seni hareket edenin ortasına yerleştirir. Kenardan aşağı gitmek alışıldık biçimde kontrol kaybı diye anlatılır, ama bunu görenlerin şaşırtıcı bir kısmı korku değil coşku bildiriyor; kişinin kendi tepkisi, imgeye yapıştırılmış etiketten ağır basar.
Bir şelalenin dibinde durmuş biri o günü rüyaya taşır ve bu, kitapların ekleyebileceğinden genelde daha güçlüdür. Balayını birinin yanında geçirmiş için tablo neşedir. Yakınında ıslak kayada ayağı kaymış için gerginliktir. Zaten taşıdığın çağrışım ilk sırada kullanılır.


