Rüya anlatılarında az rastlanan, ama görenlerin neredeyse tamamının yattığından daha iyi bir keyifle uyandığı bir imge; yorumu da bu hali belirlemiş.
Rüya anlatılarına giren bütün hava olayları içinde en seyrek geçeni, en sevgiyle hatırlananı gökkuşağıdır. Yorum geleneği onu barışma diye okur: geçip gitmiş bir zorluk, iki hal arasına kurulmuş bir köprü, gerçek ama kısa bir rahatlama. Kısalık anlamı bozmaz, anlamın parçasıdır; kimse gökkuşağının kalmasını beklemez zaten.
Gökkuşağı için hem yağmur hem güneş gerekir, ikisi olmadan olmaz. Birbirinden habersiz kültürlerdeki yorumcular aynı gözleme varmış; sembolün biten kavgalarda, nihayet buluşan iki tarafta ve tutan bir anlaşmada anılmasının sebebi bu. Birçok gelenek yayı yerle gök arasında bir köprü ya da bir yol diye anlatır. Bunları tarih olarak bilmek değerli; ama bu anlatılar onları üreten kültürlere ait, tek bir ortak hakikate değil.
İkinci bir gözlem daha var: gökkuşağına yaklaştıkça kaybolur, üstüne yürünmez. Yorumcular bunu, uzaktan net görünen bir iyiliğin yanına varınca elle tutulur çıkmaması diye ele almış. Yayın ucunda bir şey aramak da masal motifi sayılır ve ciddi okumaların dışında bırakılır.
Rüyanın hemen öncesinde ne olduğu, yorumu çoğunlukla tek başına belirler. Fırtına dindikten sonra beliren yay klasik hali sayılır: zorluk bitti, hava açıyor, renk geri geliyor. Kuru ve aydınlık bir rüyanın ortasında çıkan yay ise rahatlamadan çok keyif tarafına çekilir. Solgun, kopuk ya da yarım kalmış bir yay en çok, temkinli biçimde umutlanan ama henüz ikna olmamış kişilerin anlatımlarında öne çıkar. Yayı biriyle beraber seyretmek tek başına görmekten ayrı ele alınır; yanındaki kişi çoğu zaman rüyanın asıl konusu kabul edilir.
Bu imgenin az görülmesinin gayet sade bir açıklaması da var: uyanık hayatta gökkuşağına nadiren rastlanır, uykudaki zihin ise en çok baktığı malzemeyle çalışır. Bir hafta boyunca sağanak ve güneş dönüşümlü gittiyse, imgenin geceye düşme ihtimali kendiliğinden artar.
Gökkuşağı senin hayatında zaten neyin karşılığıysa - bir bayrak, buzdolabının kapağında duran bir çocuk resmi, hiç unutmadığın bir ikindi - uykudaki zihnin elindeki malzeme büyük ihtimalle odur. Bu kişisel katman, sembol listelerinin sunabileceği her şeyin üstünde durur ve önce o okunur.


