Kaplan rüyası anlatan hemen herkes hayvanın ne kadar uzakta durduğunu net hatırlar; eski yorumcuların üzerinde durduğu şey de tam olarak o mesafedir.
Kaplan uykuda neredeyse her zaman bütün halde ve ölçülebilir bir uzaklıkta belirir. Eski yorumcuların üzerinde durduğu ayrıntı da buydu. Hayvan uzun zamandır kendini kanıtlamaya ihtiyaç duymayan, yoğunlaşmış bir gücün karşılığı sayılıyor; okuma da o gücün rüyayı görene doğru mu geldiğine, onu görmezden mi geldiğine yoksa çoktan uzaklaşmış mı olduğuna göre değişiyor.
Açıklığın öbür ucundan bakan kaplanla üç adım ötede duran kaplan ayrı iki resim sayılır. Uzaktaki hal genelde gerçek olan ama henüz üstüne gelmemiş bir kuvvetin farkına varmak diye okunur; bu bir insan olabilir, bir kurum olabilir, kendi huyundan bir parça da olabilir. Yakın mesafe aynı kuvvetin gelmiş hali sayılıyor. Kükreme duyulup duyulmadığı da not ediliyor; sesi hatırlayanlar uyandıklarında hayvanın nerede durduğunu çoğunlukla daha net anlatıyor. Hayvanın arayı hiç kapatmadan peşinde durduğu haller ise kovalanma rüyalarına daha yakın duruyor ve o rüyalar çoğu zaman gerçek bir tehlikenin değil, uzun süre ertelenmiş bir kararın ardından geliyor.
Bu maddede ayrıntılar çoğu hayvan rüyasından daha fazla şey değiştiriyor:
Okurların çok azı bu hayvanı hayvanat bahçesi dışında gördü, dolayısıyla gece gelen kaplan belgesellerden, filmlerden ve Asya'nın büyük bölümünde ulusal bir simge olmasından derlenmiş bir görüntüdür. Bu, rüyayı önemsiz kılmaz; yalnızca seninkinin hangi kaplan olduğunu sormayı gerektirir. Yirmi yıl büyük kedilerle çalışmış bir bakıcıyla haberlerde bir saldırı izlemiş biri aynı hayvanı görmüyor ve hiçbir sözlük hangisi olduğunu bilmeden ikisini birbirinden ayıramaz. Uyumadan önce o hayvan senin için ne demekse, yukarıdaki satırların hepsinden önce gelir.


