Araba rüyaları en çok anlatılan rüyalar arasında ve yorum neredeyse hiçbir zaman aracın kendisine değil, senin hangi koltukta oturduğuna bağlanıyor.
Modern rüya anlatılarında en sık geçen nesnelerden biri araba ve yorum çoğu zaman aracın kendisiyle ilgilenmiyor. Nerede oturduğunla ilgileniyor. Araba, hayatının bir bölümünde nasıl ilerlediğinin karşılığı sayılıyor; yorumcunun ilk sorduğu şey de direksiyonun kimde olduğu. Rüyadan geriye kalan ayrıntının marka ya da model olmaması da bunu destekliyor; insanlar aracı değil, o sırada ne yapabildiklerini anlatıyor.
Bastığında hiçbir şey yapmayan fren o kadar sık anlatılıyor ki neredeyse kendi başına bir tür oluşturmuş. Alışılmış yorum, bir şeyi yavaşlatma yeteneğini kaybetme hissi: iş yükü, hızlı ilerleyen bir ilişki, istediğinden fazla ivme kazanmış bir plan. Benzinin bitmesi aynı aileye ait ve çoğu zaman dünyanın en basit şeyine denk düşüyor, yani yorgunluğa. Çalışmayan araba bu ikisinin yanında durur; hurdaya dönmüş bir araba ise gerçek bir araçtan çok kendini ne kadar hırpalanmış hissettiğine bağlanır. Direksiyonun elinde kalması, gaza basınca arabanın tepki vermemesi ve geri geri gitmek de aynı ailenin sık anlatılan üyeleri; hepsi kontrolün nerede olduğuyla ilgili aynı soruyu farklı biçimde soruyor. Yolun kendisi de yoruma giriyor: dar, karanlık ya da buzlu bir yolda sürmek, aracın halinden bağımsız olarak zor bir dönemin tarifi sayılıyor.
Araçlar epeyce kişisel bir yük taşıyor. Rüyadaki araba senin kullandığın arabaysa, direksiyon öğrendiğin arabaysa ya da artık aramızda olmayan birine aitse, rüya büyük ihtimalle genel bir ilerleme sembolüyle değil o hatırayla çalışıyordur. Direksiyon başında para kazanan biri, başkalarının masasını gördüğü sıklıkta araba görür. Türkiye'de trafiğin kendi başına bir gerginlik kaynağı olması da hesaba katmaya değer: yoğun bir güzergâhı her gün süren birinin araba rüyası, sembolden çok o günün devamı olabilir.


