Rüya sözlükleri görülen şeyler için kurulmuştur, bu madde ise duyulan bir şey. Gök gürültüsü, olan bitenin ardından gelen ses gibi haber verme diye okunur.
Bir rüya sözlüğündeki hemen her madde görülen bir şeyi anlatır. Bu madde bir sesi anlatıyor ve onu bildiren insanlar çoğu zaman gökyüzünün nasıl göründüğünü söyleyemiyor bile. Bu fark yorumu da şekillendiriyor. Gök gürültüsü olayın kendisi değil duyurusudur; çoktan gerçekleşmiş bir boşalmanın ardından gelen ses. Yorumcuların onu şimşekten ayrı tutup şeyin kendisi değil şeyin haberi diye okumasının sebebi bu.
İkisi birden göründüğünde eski malzeme onlara ayrı işler veriyor. Şimşek çarpmanın kendisidir: ani ve belirli. Gök gürültüsü ise sana sonradan ulaşan şeydir ve aradaki boşluk, bir olayla o olaydan haberdar olmak arasındaki mesafe diye okunmuştur. Uzakta kalıp bir türlü yaklaşmayan gümbürtü en sık anlatılan hallerden biri ve genelde görüş alanının dışında bir şeyin birikmekte olduğu hissi sayılıyor. Tam tepede patlayan tek bir çatırtı ise haberin hepsinin bir anda inmesi. Şimşeği görüp saniye saymak pek çok yerde çocuklukta öğrenilen bir alışkanlık ve aynı sayma rüyada da tekrarlanabiliyor; anlatanlar bunu bir şeyin ne kadar yaklaştığını ölçme çabası olarak hatırlıyor.
Sade açıklama da burada yerini hak ediyor. Gerçek gürültü uykuya kolayca giriyor ve gök gürültüsü bunun en açık örneklerinden biri: dışarıdaki gerçek bir fırtına, çarpan bir kapı, trafik ya da ağır bir kamyon uykuda gökyüzü diye yeniden yazılabiliyor. Fırtınanın mevsimlik olduğu yerlerde bu rüyalar da mevsimlik kümeleniyor ve bunda esrarengiz hiçbir şey yok. O gece havanın ne yaptığına bakmak makul bir ilk adım, üstelik hiçbir maliyeti yok.
Sesin arkasına yerleştirilen figürler de imgeye yapışmış. Gök gürültüsünü büyük bir varlığa bağlayan anlatılar Kuzey Avrupa'dan Batı Afrika'ya kadar geniş bir alanda karşımıza çıkıyor ve rüyaya ortak bir ağırlık katıyor: duyulan şey, kimsenin idare etmediği bir gücün sesi sayılıyor. Bu tek bir inanca ait bir okuma değil, aynı doğa olayının farklı yerlerde nasıl anlatıldığına dair bir gözlem.
Sesin tonu, şiddetinden daha çok şey belirliyor. Bir yerin altından, korkmadan dinlenen gök gürültüsü pek çok gelenekte tek bir insandan büyük güçlerin ölçüsü sayılıyor ve hiç tehditkâr okunmuyor. Korkutan gürültü ise endişeye yakın duruyor ve insanlar hangisini yaşadığını hep bilir. Her yıl muson bekleyen bir yerde büyümüş biriyle çocukluğundan beri bu sesten korkan biri aynı gök gürültüsünü duymuyor; bu fark, sözlüğün sözü olmadan çok önce anlamı belirliyor.


