Geleneksel yorumları açıkça birbiriyle çelişen az sayıdaki imgeden biri; burada işi havanın değil, üstünde durduğun zeminin kendisi yaptığı için okuması da farklı.
Geleneksel kaynaklar deprem konusunda çoğu manzara imgesinde olduğundan daha açık biçimde ikiye ayrılır. Bir okuma onu altüst oluş ve ayağın altından kayan zemin sayar, yani aşağıdan gelen bir sarsıntı. Diğeri zaten sağlam olmayan bir yapının nihayet inmesi diye alır ki bu felaketten çok rahatlamaya yakın durur. İkisi de yüzyıllardır yazılıyor ve ikisi de bir sarsıntıyı, bir felaketi ya da başka herhangi bir şeyi önceden bildirmiyor.
Fırtına, sel ve yangın bir yerlerden gelir ve izlenebilir. Depremin farkı, çöken şeyin üstünde durduğun şey olması ve sembol tam da bu farkın içinde duruyor. Eski derlemeler onu hayatın sorgulanmayan, verili sayılan kısımlarıyla ilişkilendirir: hep orada olacağı varsayılan bir iş, kimsenin soru sormadığı bir aile düzeni, kendinle ilgili sınamaya hiç gerek duymadığın bir kanı. Sarsılan şey seçtiklerin değil, seçmediğini bile fark etmediklerin oluyor. Bu yüzden anlatanların çoğu korkudan değil şaşkınlıktan söz ediyor; sarsıntı bir düşmanın gelmesi gibi değil, güvenilir sanılan bir şeyin birden güvenilmez çıkması gibi hatırlanıyor.
Rüyayı aktaranlar genelde sallanmayı değil arkasından geleni tarif eder: sokakta durup çatlaklara bakmak, bir binanın hâlâ ayakta olup olmadığını kontrol etmek, kimin yanında olduğunu saymak. Bu vurgu çoğunlukla değişimin kendisiyle değil, değişimden neyin sağ çıkmasını istediğinle ilgili bir rüya sayılıyor. İlk hangi binaya baktığın da bütün rüyanın en çok şey söyleyen ayrıntısı olma eğiliminde. Sık geçen bir başka ayrıntı da ses: eşyanın şangırtısı, camın titremesi, komşu seslerinin aynı anda başlaması. Yorumcular bunu ayrı bir sembol saymaz ama rüyanın hangi anında uyandığını gösterdiği için not almaya değer buluyor.
Bu madde genel bir okur için yazıldı ve herkese aynı ölçüde uymaz. Türkiye'de büyük bir depremin içinden geçmiş ya da o gecenin hikâyesini dinleyerek büyümüş çok insan var. Onlar için bu imge bir mecaz değil, doğrudan hatıradır ve hatıra her sembolik okumanın önünde gelir. Böyle bir rüyayı kariyer değişimi diye yorumlamak, rüyanın zaten yaptığı işi görmezden gelmek olur: gerçek bir şeyi sindirmenin sıradan yollarından biri. Deprem bölgesinde yaşayan ya da yaşamış insanlarda bu rüyanın belli dönemlerde sıklaşması da beklenen bir şey; haberler, yıl dönümleri ve küçük sarsıntılar aynı malzemeyi tekrar gündeme getiriyor. Uzun süredir uykunu bölüyorsa, anlamını aramaktan çok uykunun kendisi için birine danışmak daha çok işe yarıyor.


