Güvenlik uyarısı diye değil, altında kalma hissi diye okunuyor; çoğu zaman rahat nefes alamamanın sade fiziksel duyumu üstüne kuruluyor ve sabaha kalan da o duyum oluyor.
Bu rüyalar insanı genelde uyandırıyor ve geride görsel bir hatıradan çok fiziksel bir hatıra bırakıyor. Gelenek görüntüyü altında kalmakla ilişkilendiriyor; su duyguyu, hacmi de ne kadar olduğunu temsil ediyor ve bu, bütün rüya sözlüğünün en açık benzetmelerinden biri. İnsanlar hiç rüya karışmadan uyanık hayatı da böyle anlatıyor: suyun altındayım, batıyorum. Görüntünün hiçbir yeri zarar habercisi diye okunmuyor. Uyanınca kalbin hızlı atması ve derin bir nefes alma ihtiyacı da sık anlatılıyor; bu, rüyanın anlamıyla değil uyanma biçimiyle ilgili.
Çoğu zaman adı konmaya değer fiziksel bir katman var. Tıkalı sinüsler, ağır bir yorgan, yüzüstü uyumak ve havasız bir oda suya dönüşebiliyor, çünkü zihin aldığı duyumun etrafına bir hikâye kuruyor. Geceleri nefes almakta zorlanan insanlar bu rüyayı daha çok anlatıyor. Bu, sembolik okumanın yerine geçmiyor ve hiçbir şeye teşhis koymuyor; ama bu gecelerin epeyce bir kısmını açıklıyor ve derine kazmadan önce bilinmesi iyi oluyor.
Haller birbirinden temiz ayrılıyor. Çırpınıp yüzeye ulaşmak genelde başarısızlık değil, zorlanma altında ayakta kalma diye okunuyor ve görenler sonradan aslında hiç boğulmadıklarını fark ediyor. Sanılandan çok daha fazla kişinin anlattığı sakince batma hali, yorulduğun bir mücadeleyi bırakmakla ilişkilendiriliyor. Başkasının battığını izlemek, görenleri en çok üzen hal; genelde o kişiye dair bir şey değil, ulaşamadığın birine dair çaresizlik sayılıyor. Suyun bulanık ya da berrak olması da yorumu ayırıyor: berrak suda batmak daha çok geçici bir yorgunlukla, bulanık suda batmak ise adını koyamadığın bir sıkıntıyla eşleştiriliyor. Birinin seni çekip çıkarması yardım isteyebilmekle bağdaştırılıyor; anlatanların çoğu kurtaranın yüzünü hatırlıyor.
İyi yüzen biriyle derin sudan korkan biri aynı karenin önüne zıt geçmişlerle geliyor ve genelde geçmiş kazanıyor. Bir kez boğulma tehlikesi atlatmış biri sembol yorumlamıyor, bir anıyla karşılaşıyor. Suyun nerede olduğu da önemli, çünkü küvet, havuz ve açık deniz bambaşka ağırlıklar taşıyor; her şey silinse bile insanların çoğu hangisi olduğunu söyleyebiliyor. Sel ve taşkın geceleri de bu maddeyle akraba sayılıyor, çünkü orada da hacim meselesi var; fark, suyun sana gelmesiyle senin suyun içinde olman arasında.


