
Bir Boğa ile bir Yay'ı aynı odaya koyun, ilk fark edeceğiniz şey ikisinin o odada nasıl bu kadar farklı hareket ettiği olur. Boğa yavaşça gelir, rahat bir koltuğa yerleşir ve bir fikir bile beyan etmeden önce ortamı baştan aşağı tartar. Boğa toprak elementinden gelir, Venüs'ün çocuğudur; konfora, sadakate ve elle tutulup saklanabilecek gerçek bir şey inşa etmenin yavaş yavaş gelen tadına programlanmıştır. Yay ise çoktan odanın öbür ucuna geçmiş, elleriyle bir hikaye anlatıyordur; ateş elementinden, Jüpiter'in çocuğu, bir sonraki fikir, bir sonraki yer, hayatın bir sonraki daha büyük hali için yerinde duramayan biridir. Yine de kıvılcım anında çakar, çünkü tam da birbirlerinin zıttıdırlar. Yay, Boğa'nın o kadar sakin, kendinden emin oluşuna, kimseden bir şey beklemeyen o sarsılmaz duruşuna hayran kalır. Boğa ise Yay'ın sıcaklığından ve dürüstlüğünden, o kocaman cömert kahkahasından, geleceği bir tehdit değil de açık bir kapı gibi anlatmasından ısınır. Toprak, ateşi yere basmasını sağlar ki daha dengeli yansın; ateş, toprağı ısıtır ki bu kadar ağır hissetmesin. İlk buluşmada ya da ilk birkaç haftada bu zıtlık bir sorun gibi değil, tam tersine karşılarındaki insanı tanıdıkları en ilginç kişi gibi hissettirir.
İşin hem zorlu hem de güzel yanı şu: baştaki bu büyülenme, ilerideki en büyük sınavlarını oluşturacak farklılıkların üzerine kuruludur. Boğa ile Yay birbirlerine biraz garip bir açıdan bakar; bu da aynı anda aynı şeyi nadiren istedikleri anlamına gelir. Boğa evde keyifli bir hafta sonu planlar; Yay çoktan uçak biletini almıştır. Boğa bir kere karar verir ve konuyu kapanmış sayar; Yay kapıyı açık tutar, çünkü yarın yeni bir şey öğrenebilir. Aylar geçtikçe Boğa, Yay'ın özgürlüğünü güvenilmezlik gibi okumaya başlar; Yay da Boğa'nın istikrarını bir kafes gibi görmeye başlar. Oysa her birinin diğerine verebileceği şey gerçektir. Boğa, Yay'a sözünü tutmanın ve bir yuvası olmanın hayatı küçültmediğini, aksine daha büyük maceraları mümkün kıldığını öğretebilir. Yay da Boğa'ya esnekliğin bir kayıp değil bir araç olduğunu, her değişimin güvenliğe yönelik bir tehdit olmadığını öğretebilir. Uzun vadeli gidişat tamamen şuna bağlı: farklılıklarını bitmeyen bir kavga gibi mi, yoksa dürüst bir alışveriş gibi mi ele alacaklar. Karşısındakinin ne işe yaradığına saygı duyduklarında bu ilişki sıcak ve şaşırtıcı derecede dayanıklı bir ortaklığa dönüşür. Duymadıklarında ise yavaş yavaş kendini yer bitirir. Uyum ölçeğimizde Boğa ve Yay 10 üzerinden 5 alıyor.
Aşk ve duygusal bağ: Bu ikili neredeyse birbirinin tam zıttı dillerle sever ve bu dilleri birbirine çevirmeyi öğrenmek işin tamamıdır. Boğa varlığıyla ve tekrarla sever: hep aynı şekilde yapılan aynı güzel kahve, sırta konan el, seneye de burada olacağına dair sessiz söz. Duygusal güven Boğa için hoş bir ekstra değil, geri kalan her şeyin üzerinde durduğu zemindir; gerçekten açılmadan önce seçilmiş ve güvende hissetmesi gerekir. Yay ise paylaşılan deneyimle ve dürüstlükle sever: hadi şunu görmeye gidelim, hadi sabaha kadar konuşalım, canımızı acıtsa bile birbirimize karşı dürüst olalım. Boğa sarılmak isterken, Yay anlaşılmak ve nefes alacak alan bırakılmak ister. İkisi de haksız değildir, ama birbirlerini sessizce aç bırakabilirler; Boğa, Yay'ın bir türlü yeterince durulmadığını düşünür, Yay ise Boğa'nın kendisini bir yere çakmak istediğini hisseder. Bağ, Boğa'nın Yay'ın alan ihtiyacını sevgisizlikle karıştırmayı bıraktığı ve Yay'ın da bolca ve gönülden verilen küçük bir güvencenin hiçbir bedeli olmadığını ama muazzam bir huzur satın aldığını öğrendiği an derinleşir.
İletişim ve gündelik hayat: Günlük hayatta sürtüşme asıl burada, yüzlerce küçük pazarlıkta yaşanır. Boğa rutini ve düzeni sever; yerinde duran bir ev, doğru saatlerde yenen yemekler, önceden yapılıp uyulan planlar. Yay ise doğaçlamayı sever, fikrini sesli sesli değiştirir ve sabit bir programı ancak bir öneri gibi görür. Yani Boğa bir şeyi bir kere, açıkça söyler ve kapandığını düşünür; Yay konuyu tekrar tekrar açar, kurcalar, tartışmak ister. Yay laf sokmadan, bazen kıracak kadar sert konuşur; o rahatsız edici doğruyu yumuşatmadan söyleyiverir ki bu, sözleri kalbine alan ve uzun süre unutmayan bir Boğa'yı gerçekten yaralayabilir. Boğa ise tam Yay konuyu konuşup çözmek isterken susup taş kesilebilir. En iyi iletişimi, birbirlerinin temposuna saygı duyduklarında kurarlar: Yay yavaşlayıp daha nazik kelimeler seçtiğinde, Boğa da her yeni fikri artık savunmak zorunda olduğu bir karar gibi görmediğinde. Ortak mizah burada çok işe yarar; kendi inatlaşmalarına gülebiliyorlarsa genelde her şey yolundadır.
Tutku ve yakınlık: Yatak odasında bu iki tarz birbirini ya büyüler ya da çıldırtır ve mesele tempoya gelir. Boğa var olan en duygusal, en dokunsal burçlardan biridir; derinden bedensel, yavaş ve cömerttir; yakınlığı bütün duyulara sunulan bir ziyafet gibi gören ve her anının tadını çıkarmak isteyen türden bir sevgilidir. Boğa için gerçek yakınlık güvenle ve konforla bağlıdır; ancak güvende ve değerli hissettiğinde tam anlamıyla bırakır kendini. Yay bambaşka bir enerji getirir; oyunbaz, anlık, biraz maceracı, bedeni kadar zihni ve kahkahayla da beslenen, rutine dönüşmeye başlayan her şeyden çabucak sıkılan biridir. İşte tam burada farklılıkları aslında lehlerine çalışabilir. Yay, Boğa'yı hep aynı kalıplardan çekip biraz sürprize sokar; Boğa da Yay'a sonuna kadar yavaşlamanın ve bir sonraki heyecanın peşinde koşmak yerine gerçekten anda olmanın keyfini öğretir. Kıvılcım, Boğa anlık şeylere açık kaldığında ve Yay da ara sıra oyalanmaya razı olduğunda canlı kalır.
Güven ve bağlılık: Asıl kırılma noktası burasıdır. Boğa'nın, eşinin eve döneceğini bilmesi gerekir ve Boğa'nın sahiplenme eğilimi, özgürlüğe Yay kadar değer veren bir eşle iyice tetiklenir. Yay vefasız değildir; bir insanı gerçekten seçtiğinde bu gözü açık, gerçek bir seçimdir ve derinden sadık olabilir. Ama bağlılığa tuzağa düşürülerek değil kendi isteğiyle girdiğini hissetmesi gerekir ve Boğa fazla sıkı tutmaya çalıştığı an, Yay içgüdüsel olarak geri çekilir, bu da Boğa'nın daha da sıkı sarılmasına yol açar. Kendini besleyen bir döngüdür bu. Güven burada, Boğa'nın alan tanımanın bir Yay'ı kaybettirmediğini tam tersine yanında tuttuğunu öğrendiğinde, Yay da biraz istikrarın -söz verdiği anda ortaya çıkmanın, mesaja geri dönmenin, küçük sözleri tutmanın- Boğa'yı nihayet rahatlattığını anladığında kurulur. Bu ikili için özgürlük ile güven düşman değildir; sadece bilerek, isteyerek inşa edilmeleri gerekir.
Para ve geleceği kurmak: Farklılıklarını ortak banka hesabı kadar açık gösteren pek az alan vardır. Boğa serveti yavaş ve dikkatli kurar, içgüdüsel olarak bütçe yapar, kara gün için bir yastık altı tutar ve ne olursa olsun kendini güvende bilmekten derin bir huzur duyar. Yay ise nasılsa daha fazlası gelir diye düşünür; gezilere, deneyimlere, güzel anlara cömertçe harcar ve açıkçası dolu bir tasarruf hesabındansa bir uçak biletini yeğler. Boğa'ya bu pervasızlık gibi görünür; Yay'a ise Boğa cimri ve korkak gibi görünür. İşin kurtarıcı yanı, Boğa'nın disiplininin Yay'ın parasını dengeleyebilmesi, Yay'ın bir fırsata bahse girme cesaretinin de Boğa'nın avucunu yeterince açıp kazandığının tadını gerçekten çıkarmasını sağlayabilmesidir. İşi net bölüştürdüklerinde iyi giderler: Boğa tasarrufları ve zorunlu giderleri yönetir, Yay da maceralar için üzerinde anlaşılmış gerçek bir bütçe alır. Sıkıcı kısımları otomatiğe bağlayın; Boğa güvenliğini alır, Yay da özgürlüğünü korur.
Çift olarak en güçlü yanları: Bu eşleşme işlediğinde işler, çünkü her biri diğerine gerçekten eksik olduğu bir şeyi verir. Yay, Boğa'yı iyice oturmuş alışkanlıklarından çekip alır, onu yeni bir yere sürükler ve hayatın sadece güvenceye alınmak için değil yaşanmak için olduğunu hatırlatır. Boğa da Yay'a sessizce hep istediği ama nadiren itiraf ettiği şeyi verir: bir yuva, yumuşak bir iniş yeri, gezi bittikten sonra sıcacık ve güvenilir biçimde orada olan biri. Boğa, Yay'ın yerinde duramayışını taşıyacak kadar sadık ve sabırlıdır; Yay da Boğa'nın korkularının içinde taş kesilmesini engelleyecek kadar dürüst ve iyimserdir. Hem kökleri hem kanatları olan bir hayat kurabilirler; sıcak bir mutfak ve dolu bir pasaport, ki bu ikisinin tek başına fark ettiğinden çok daha nadir ve değerlidir. Saygıyla ele alındığında, aralarındaki zıtlık onların bütün mevzuudur.
Nerede çatışırlar: Aynı zıtlık, kötü ele alındığında tam da onları yıpratan şeydir. Boğa kalmak ister; Yay gitmek ister. Boğa bir kararın verilmiş kalmasını ister; Yay her şeyi açık tutar. Yay sertleştiğinde Boğa buz keser ve kırgınlığı bir kenara istifler. Boğa ayak diretip yerinden kımıldamayınca Yay boğulur ve çıkışı gözlemeye başlar. Kavgaları nadiren gürültülü topyekun savaşlardır; çoğunlukla Yay iter, Boğa duvar örer, biri gaza basarken öbürü frene yüklenir. Kıskançlık tekrar eden alevlenme noktasıdır; Boğa'nın Yay'ın içgüdüsel olarak verdiğinden fazla güvenceye ihtiyacı vardır, Yay'ın da Boğa'nın rahatça tanıyabildiğinden fazla özgürlüğe ihtiyacı vardır. İkisi de eğilmezse Boğa kontrolcüye, Yay da kaçamak yapan birine dönüşür ve ilişki sessizce açlıktan tükenir.
Boğa kadını / Yay erkeği:
Boğa kadını sıcak, yere basan ve ne istediğinden sessizce emin biridir; istikrarlı, duygusal, tüm kalbiyle bir bağlılık sunar ve bunu verdiği erkeğe güvenebilmeyi bekler. Yay erkeği ise çekici, esprili ve planlarla doludur, hep bir ufku işaret eder. Başta kadın onun iyimserliğini baş döndürücü bulur, erkek de onun sakinliğine dayanamaz; kendi başına eksiksiz olan, peşinden koşmayan nadir bir kadındır bu. Gündelik hayatta gerginlik çabucak belirir. Kadın bir yuva kurmak ister; erkek ön kapıyı hep aralık tutar. Erkeğin sözü sokması kadını derinden kesebilir ve kadın bir yarayı kolay kolay unutmaz; kadının inadı ve güvence ihtiyacı da erkeği çitle çevrilmiş gibi hissettirebilir. Tartıştıklarında kadın sessizce taş keser, erkek ise konuyu açığa çıkarmak isteyip dürtmeye devam eder. İlişki, erkek istikrarlı bir varlıkla ve gerçekten tuttuğu dürüst sözlerle kadını güvende hissettirdiğinde, kadın da erkeğe dolaşacak gerçek bir alan tanıyıp yine de eve döneceğine güvendiğinde yürür.
Boğa erkeği / Yay kadını:
Boğa erkeği sağlam, duygusal ve derinden sadıktır; içgüdüsel olarak evini geçindiren, oturmuş bir yuva ve birlikte kalıcı bir hayat kuracağı bir eş isteyen biridir. Yay kadını ise parlak, bağımsız, yerinde duramayan ve fazlasıyla dürüsttür; kafese benzeyen her şeye adeta alerjiktir. Erkek onun kıvılcımına ve özgürlüğüne çekilir; kadın da onun sakin gücüne ve pek az erkekte bulacağı türden bir güvenli liman oluşuna çekilir. Gerginlik, erkeğin yerleşme arzusu kadının özgür kalma ihtiyacıyla kafa kafaya çarpıştığında belirir. Kadın arkadaşlarıyla çıkmak ya da kendi başına bir maceraya atılmak istediğinde erkek sahiplenici olabilir ve kadını sahip olunmuş gibi hissettirmek kadar hiçbir şey onu daha hızlı kaçırtmaz. Erkeğin değişime yavaş oluşu kadının hızlı, gezinen zihnini bunaltır; kadının anlık halleri de erkeğin plan ihtiyacını sarsar. İlişki, erkek avucunu gevşetip kadının özgürlüğünün kendisine bir ret olmadığını öğrendiğinde ve kadın da erkeğin temkinli kalbinin nihayet güvenmesini sağlayan istikrarı ve güvenceyi sunduğunda kalıcı olur.
Bu eşleşmeye tavsiye: Birbirinizi değiştirmeye çalışmayı bırakın. Bütün ilişki, Boğa'nın her zaman köklere, Yay'ın da her zaman açık yollara can atacağını ve bu iki ihtiyacın da meşru olduğunu, kalıcı olduğunu kabul etmenin üzerinde durur. Boğa, avucunu bilerek gevşet; çitle çevirmek istediğin o alanı gönülden ver ve Yay'ına güvenmenin onu yanında tuttuğunu, kaybettirmediğini anla. Yay, yavaşla ve yumuşa; sık sık sunulan küçük bir güvence, gerçekten tutulan küçük sözler, seneye de burada olacak mısın diye sessizce merak eden bir toprak burcu için her şey demektir ve senin dürüstlüğün biraz şefkate sarıldığında çok daha yumuşak iner. Hem sıcak bir yuvanız hem de maceraya gerçek alanı olan ortak bir hayat kurun ve parayı öyle bölün ki biriniz tasarrufu, diğeriniz hayranlığı korusun. Saygıyla ele alındığında farklılıklarınız bu eşleşmenin bir kusuru değildir. Onlar, bu ilişkiye değmesinin ta kendisidir.